0 yorum
04/10 2016

İdrar kaçırma neden kaynaklanır? Nasıl tedavi edilir?

İdrar kaçırma neden kaynaklanır? Nasıl tedavi edilir?

Sosyal bir kabus; idrar kaçırma! Yaşam kalitesini direkt olarak etkileyen idrar kaçırma, kadınlarda her yaşta ortaya çıkabilir.

Kişi evden çıkmamayı tercih eder, sosyal ortamlara girmekten kaçar, her yerde tuvalet bulma, tuvalete yetişebilme kaygısı taşır. Altına kaçıracağı endişesiyle yeterli sıvı almayabilir, bu kez de buna bağlı olarak sorunlar görülebilir. Neredeyse tüm yaşantı bu soruna göre belirlenir. Sosyal bir kabus olabilen idrar kaçırmanın bazen sadece yaşam tarzında yapılan küçük değişikliklerle tedavi edilebildiğini söyleyen Liv Hospital Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci kadınlarda idrar kaçırmanın tedavi yöntemlerini anlattı.

Yaşam kalitesi bozulur

Kadınlarda idrar kaçırma yaygın görülen bir durumdur. Her 100 kadından 35’i yaşam kalitesini etkileyecek düzeyde idrar kaçırma sorunuyla karşılaşır. Bazılarında kaçırma dönemsel olabilirken, bazılarında kalıcı bozukluk şeklinde kendini gösterir. Bu bozukluk, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, depresyon, şeker hastalığı, astım-bronşit gibi kronik hastalıklardan bile daha sık görülmesine rağmen, sorunun çözülmesi konusunda kadınlar bir üroloji uzmanına başvurmaktan genellikle kaçınır.

İdrar kaçırmanın sebepleri nelerdir?

  • İdrar kaçırma sıkışmakla, aksırıp-öksürme-gülmeyle olabilir. Sıkışmayla olan kaçırma genellikle daha ileri yaşlarda, diğeri daha genç yaşlarda ortaya çıkar. Bazen her iki tip kaçırma da bir arada bulunabilir.
  • Yaş almak idrar kontrolü için zorlaştırıcı bir faktördür.
  • Gebelik, doğum yapma, zor veya müdahaleli doğum yapma altta yatan önemli faktörlerdendir. Gebelik sayısı arttıkça idrar tutma mekanizmaları daha çok bozulacağı için idrar kaçırma yakınmaları artar. İdrar kaçırma sezaryenle doğumda normal doğuma göre daha az görülür.
  • Geçirilmiş bazı ameliyatlar, kanser nedeniyle ışın tedavisi alınması, sık idrar yolu enfeksiyonu, tedavi edilmeyen sistit, başka amaçla kullanılan bazı ilaçlar idrar kaçırmanın nedenleri arasındadır.
  • Menopoza girmenin kendisi de idrar kaçırmaya yol açabilir. Menopoz, idrarı tutmayı sağlayan mekanizmaları bozar.

Yaşam biçimi ve beslenmenin etkisi nedir?
Fazla kilolu ya da obez olmak, kronik kabızlığa yol açan beslenme biçimi, az su içmek, fazla tuz kullanmak, düzenli egzersiz yapmamak, kronik sigara kullanmak idrar kaçırma bozukluğuna yol açabilir veya şiddetini artırabilir. Bu faktörlerin düzeltilmesi idrar kontrolüne katkıda bulunur. İdrar kaçırma bozukluklarında doğru yaşam alışkanlıkları sorunun çözülmesinde ya da en azında hafifletilmesinde yardımcı olabilir. Kilolu hastalarda kilo vermenin teşvik edilmesi, düzenli fiziksel aktivite ya da egzersiz, sigarayı bırakma, idrar kaçırmaya yol açan bazı ilaçların değiştirilmesi, sıvı alımının miktarı, sıvı türü ve zamanlamasının düzenlenmesi, kahve-çay-kola tüketiminin sınırlandırılması, kabızlığın giderilmesi, lifli beslenme, idrar tutmaya yardımcı olabilecek bazı pozisyonların öğrenilmesi, işeme eğitimi gibi uygulamalar bazı hastalarda sorunu tamamen ortadan kaldırabilir ya da hafifletebilir.

40 yaşını dolduran kadınlar dikkat!

İdrar kaçırma tedavi edilebilir!

Kadınlarda idrar kaçırma bozuklukları bir ürolog tarafından değerlendirildiğinde, basit bazı tedbirlerle, hayat biçimi değişiklikleriyle sınırlanabilir ya da düzeltilebilir. Bazı tip idrar kaçırma bozuklukları ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Mesaneye botoks uygulamasıyla ilaçlara yanıt vermeyen kaçırma bozuklukları giderilebilir. Özellikle öksürme-aksırma-gülme gibi durumlarla ortaya çıkan idrar kaçırma bozukluklarında, günübirlik yatışla yapılan cerrahi yöntemlerle sorun tamamen ortadan kaldırılabilir.

Posted in ALERJİ, GENEL, HASTA BAKIM
0 yorum
03/10 2016

Mevsim geçişinde hasta olmamak için bunlara dikkat

Mevsim geçişinde hasta olmamak için bunlara dikkat

Isı farklarının yaşandığı mevsim geçişlerinde hasta olma riski artıyor. En çok da ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkan polenler alerjiye ve ona bağlı sorunlara yol açıyor.

Alerjenler solunum yoluyla, ağızdan yutularak (besinler ve ilaçlar şeklinde), deri veya mukozadan temas ya da enjeksiyon yoluyla vücuda giriyor. Alerjik reaksiyonların birçok türü var ve vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebiliyor.

Alerjinin, tutulan sisteme göre deride ürtiker, gözlerde kızarıklık, burunda kaşıntı, tıkanıklık, akıntı, solunum zorluğu ve öksürüğe sebep olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece “Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarını da tutar ve astım ataklarına sebep olur. Ayrıca mevsimsel alerjinin yüzde 30 astıma dönüşmesi alerjide erken tanının önemini gösterir. Alerjiyi tetikleyen birçok etken var. Bunların arasında en yaygınları; ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvanların tüyü, hamam böcekleri. Alerjiye karşı alınacak en temel önlem, alerjen maruziyetinden uzaklaşmak.” diyor.

FullCare Premium Anti Alerjik Nevresim Takımları

EV TOZU AKARINDAN KORUNMANIN YOLLARI
“Alerjik bünyelilerin ve astım hastalarının özellikle bu dönemde ilaçlarını düzenli kullanmaları çok önemli. ‘İyiyim’ diyerek ilaç kullanımını asla kesmemeliler’’ uyarısında bulunan Prof. Ece, özellikle ev tozu akarından korunmak için şu önerilerde bulunuyor:

●Yatak odasından tüm toz toplayıcı eşyalar uzaklaştırılmalıdır. Halılar kalkmalı, kitap, dekoratif eşyalar, peluş aksesuarlar toplanmalıdır.

●Tüm yatak çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada bir en az 60 derece ısıda yıkanmalı, Anti Alerjik Yatak Kılıfları kullanılmalıdır.

●Ağır perdeler hafif ve yıkanabilir olanlarla değiştirilmelidir.

●Evcil hayvan varsa yatak odalarına girmesine izin verilmemelidir.

●Evin ortamı nemli olmamalıdır.

●Ev ve araba klima filtrelerinin düzenli temizlenmesi sağlanmalıdır.

●Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde sabah saatlerinde, açık alanlara çıkmamaya özen gösterilmesi gerekir.

●Çimen polenine alerjisi olanlar, bahçe çimlerini biçmemeli veya biçilirken ortamda bulunmamalıdır.

●Polenler ile kaplanma riskine karşı giysiler ve çamaşırlar polen mevsiminde açık havada kurutulmamalıdır.

●Otomobil alınacağı veya değiştirileceği zaman, polen yakalayıcı hava filtreleri olan modeller tercih edilmelidir. Otomobillerdeki polen filtresinin bakımı ise düzenli olarak yaptırılmalıdır

●Akşamları eve gelince kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdı

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
07/09 2016

Okulların açılmasıyla artan alerjilere dikkat

Kış Aylarından Bebeğinizi Alerjiden Koruyun

Okulların açılmasına az kala uzmanlar ebeveynlere virüslerin neden olduğu alerjiye dikkat etmeleri hususunda uyarılarda bulundu.

Okulun başlaması ile alerjisi olan çocuklar da yeni virüslerin neden olduğu soğuk algınlıklarıyla karşı karşıya kalıyor.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, “Alerjik nezle, burun zarında virüs tutucu hücreler barındırdığından üst solunum yolu enfeksiyonu yapan bu virüsler çocuklara daha sık bulaşıyor.” diyor. Alerjik çocuğun burnunda ödem ve buna bağlı burun tıkanıklığı bulunduğunu belirten Tabak, “Burun boşluğuna açılan sinüsler ve orta kulak boşluğu, burundaki ödeme bağlı tıkandığında sinüzit ve orta kulak enfeksiyonları büyük sorun oluşturuyor. Bu da çocuğun okul başarısını düşürebiliyor.” ifadelerini kullanıyor.

Stresin önemine dikkat çeken Tabak, “Stres, mide asit salgısını artıran bir durum yaratır. Alerjik astımı olan çocuklarda yüzde 80 oranında mide reflüsü olduğu bilinmektedir. Reflü eğer strese bağlı artarsa bunun astımı alevlendirmesi söz konusu olacaktır. Astım reflüyü, reflü astımı kötüleştirecek ve bu kısır döngü psikolojik sorun ortadan kaldırılmadan geçmeyecektir.” uyarısında bulunuyor. Tüm bunlara karşı çocukların abur cuburdan uzak tutulmasını öneren Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Doç. Dr. Hamza Yazgan, özellikle çocuğun alerjik bir yapısı varsa hangi alerjene karşı duyarlıysa o gıdadan uzak durmak gerektiğini söylüyor. Yazgan, “Beslenme çantası hazırlarken çocuğun ihtiyacı olan karbonhidrat, protein ve yağları ihtiva eden bildiğimiz klasik gıdalar yani süt, yumurta, ekmek tercih edilmeli.” diyor. Çikolata gibi abur cuburdan uzak durmayı tavsiye eden Yazgan, içecek olarak da katkı maddeleri bulunan meyve suyu ve asitli içecekleri önermediklerini kaydediyor. Yazgan, “İçecek olarak öncelikle su çok çok önemli. Evde hazırlanan taze meyve suları da hazır içeceklerin yerine tercih edilebilir.” ifadelerini kullanıyor.

Fullcare Premium Alerji Sona Eriyor

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
04/11 2015

Köpek giren eve astım girmez.

ASTIM KÖPEKİSVEÇ’teki Uppsala Üniversitesi’nden bilim insanlarının gerçekleştirdiği yeni bir araştırma köpek besleyen evlerde büyüyen çocukların astım hastalığına yakalanma riskinin önemli oranda düştüğünü ortaya çıkarttı.

Araştırmacılar, hayatlarının ilk yılından itibaren bir köpekle birlikte yaşayan çocukların astım hastalığına yakalanma riskinin köpek sahibi olmayan yaşıtlarından yüzde15 daha düşük olduğunu iddia etti. Uzmanlar araştırmada çiftlik hayvanları ile etkileşim içinde olan çocukların astıma yakalanma riskinin ise yüzde 52 oranında düştüğünü gördüklerini de belirtti.

Posted in ALERJİ, GENEL, HASTA BAKIM
0 yorum
28/09 2015

Öksürüğü basite almayın

İnsanların, çoğu zaman soğuk algınlığı belirtisi olarak gördüğü öksürük konusunda uzmanlar uyarıyor: “Öksürük, bazın boğmaca, zatürre ve astım gibi çok ciddi hastalıkların habercisi olabilir.”

İnsanların, çoğu zaman soğuk algınlığı belirtisi olarak gördüğü öksürük konusunda uzmanlar uyarıyor: “Öksürük, bazın boğmaca, zatürre ve astım gibi çok ciddi hastalıkların habercisi olabilir.”

Özellikle geçmeyen, uzun süreli öksürüğün ciddiye alınması gerektiğine dikkat çeken Medical Park ankara hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü uzmanlarından Prof. Dr. Duygu Özol, şu uyarılarda bulunuyor:

“Öksürüğün şiddeti bazen ‘kriz’ şeklinde çok yoğun olabiliyor. Baş ağrısı, baş dönmesi, hatta bayılma ile sonuçlanabiliyor. Kısa süreli öksürüklerin en sık sebebi ise solunum yollarının iltihaplanmasıdır.

Bu basit bir farenjit olabileceği gibi bazen de akciğer iltihabı, yani zatürreden kaynaklanabilir. Özellikle sigara içen ya da uzun süre sobalı evlerde yaşamış kişilerde kronik bronşit, öksürüğün sebebi olabiliyor.

Sigara içen bireylerde öksürüğün şekil değiştirmesi, çoğalması akciğer kanserinin habercisi olabiliyor. Dolayısı ile solunum yolu enfeksiyonları, zatürre, astım, bronşit, alerji, reflü, ilaçlar ve akciğer kanseri gibi birçok hastalığın ortak bulgusu olan öksürükle ilgili şikâyeti bulunanların, doktora başvurup gerekli tetkikleri yaptırması çok önemlidir. Gecikmeden tanı konularak doğru tedavinin başlaması şarttır.”

Kaynak: Hürriyet / Sağlık

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
10/03 2015

Alerjiden uzak tutacak öneriler

Alerjiden Korunma - Alerjik Kılıf

Evdeki tozdan çiçek polenine kadar çocuğunuzu uzak tutmanız gerekenleri biliyor musunuz?

Sizler için araştırdık.

Her 10 çocuktan birinin alerjik bünyeli olduğunu biliyor muydunuz? Eğer anne ya da babanın birinde alerjik bir sorun yaşanıyorsa, çocuğun alerjik olma ihtimali yüzde 25’e çıkıyor. Hemen hatırlatalım; normalde genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde zararlı olmayan bazı maddelere karşı vücudun aşırı reaksiyon göstermesi olarak açıklanan alerjiden yüzde yüz korunmak mümkün değil ama bazı önlemlerle etkileri hafifletilebiliyor. Alerjik sorunlar yaşa göre de değişebiliyor. Örneğin, ilk aylarda görülen, bebeklik egzaması. 0-2 yaş döneminde ise daha çok besin alerjilerine rastlanıyor. Genellikle süt ya da yumurtaya alerjik reaksiyon gösteriyorlar. Ama 5 yaş sonrasında polenler, ev tozlan listenin başına geçiyor… Bu yaşlarda daha sık, alerjik nezleye rastlanıyor. Doğumdan itibaren çocukluk döneminde hangi önlemleri alabileceğinizi Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu’a sorduk. İşte dikkat etmeniz gerekenler…

Egzamadan korumak için
Bebeklik egzaması ya da atopik dermatit ilk 3- ile 5 ay arasında görülen bir ciltte beliren bir alerjik reaksiyon. Kızarma ve çatlama şeklinde önce yüzünde beliriyor sonra kollara ve bacaklara yayılıyor. Kaşıntıya da neden olması bebeği oldukça rahatsız ediyor.
Anti-alerjik ürün kullanın: Birçok maddenin alerjik olması anti-alerjik ürünlerin ortaya çıkmasını sağladı. Artık mağazalarda anti alerjik yatak, yastık, nevresim takımları bulabilirsiniz. Ayrıca bebeğinizin bakımını yapacağınız şampuanından kremine kadar bütün ürünlerin anti-alerjik olmasına dikkat edin.

Cildini nemli tutun: Kum cilt egzamayı tetikler. Bebeğinizi gün içinde en az bir kez, banyodan sonra mutlaka bu bebeklere özel üretilmiş kremlerle nemlendirin.
Pamuklu giysiler giydirin: bebeğin cildinin hava alması önemli. O yüzden nemlendirmeyen, hava almasını sağlayacak yüzde yüz pamuklu giysiler tercih edin.
Hava nemlendirisi kullanın: Bebeğinizin hem solunum yollarını hem de cildindeki nemi koruyacak unsurlardan biri odanın içindeki havanın nemli olmasıdır. Kaloriferli evlerde Oturuyorsanız, havanın nem kaybedeceğini düşünerek, mutlaka nemlendirici makineler bulundurun.

Besin alerjisinden korumak için
Bebeğinizin ilk 2 yılında, besin alerjisi görülebilir.
İnek sütü vermeyin: Çok nadir olsa da anne sütü alerjisi görülebilir ancak inek sütü 0-1 yıl içinde verilirse önemli bir alerjenik tepkiye neden olabiliyor. O yüzden inek sütünü 1 yaşından sonra kullanmalısınız.
Yumurtayı kontrollü verin: Ek gıdaya geçtikten sonra yumurta alerjisi de sık görülen bir durum. O nedenle yumurtaya başlarken öncelikle yumurtanın 1/8’ini yedirmeli, bebeğinizi gözlemeli, eğer kızarıklık, döküntü gibi belirtilere vermiyorsa, arttırarak devam etmelisiniz.
Hazır gıdalardan uzak durun: çikolata, tatlı, içinde katkı maddesi bulunan hazır gıdaların alerjiye neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Polen alerjisinden korumak için
Polen, baharda çiçeklerin rüzgarla birlikte yayılan tozlarına verilen isim. Eğer çocuğunuzda polen alerjisi varsa şu önlemleri alabilirsiniz:
Sabah erken saatte dışarı çıkmayın: Polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya çalışın. Eğer çıkmak durumundaysanız maske takın. Dışarıda oynatmayın.
Filitreli havalandırma kullanın: Evde yada arabayken, havadaki polenleri süzecek filtreli havalandırma kullanmaya özen gösterin. Bu özel havalandırma cihazları; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Giysilerini başka odada çıkarın: Polenler giysilere yapışır. Giysilerini yattığı odada çıkarmayın.
Sık temizlik yapın: Polenler; yatsak, battaniye gibi örtülere rahatlıkla sinerler. 60 derecedeki yıkama suyu, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.

Toz alerjisinden korumak için
Tozun içinde bulunan ve havaya karışan akarlar, solundukça alerjik reaksiyona yol açarlar. Evinizde alacağınız bir dizi önlem, bu sorunu hafifletmede işinize yarar.

Akara karşı ürünler seçin: Akarlar özellikle nemli ve sıcak ortamlarda ürer. En yoğun bulundukları yerler ise; yatak, yastık, çarşaf ve yorgandır. Bu nedenle bebeğiniz daha doğmadan önce yatağı akarların barınamayacağı bir yer haline getirmenizde yarar var. Bebeğiniz için yeni bir yatak kullanmakla işe başlayın. Ayrıca anti toz akarı yatak ve kılıflar kullanın. Ancak ürünün üstündeki anti alerjik yazısı sizi yanıltmasın. Bu, ürünün anti alerjik olduğunu gösterir, akardan koruduğunu göstermez.Ürünü alırken doktora danışın.

FullCare Premium Anti Mite Uyku Seti

 

Filitreli havalandırma kullanın: Evde havadaki alerjenleri süzecek filtreli havalandırana cihazı kullanın. Bu özel cihazlar; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Elektrik süpürgesine dikkat edin: Akarların barınmaması için odasında sık temizlik yapın. Mümkünse evi ve odasını, gözle görünmeyen akarları ve mite’ları temizleyebilecek özel süpürgeler de kullanabilirsiniz. Normal elektrikli süpürgeler, alerjenleri toz torbasında tutamazken, özel filtreleri olan süpürgelerin tutması mümkün.
Çok katlı perde kullanmayın: Bebek odasını dekora ederken mutlaka şirin ve güzel olması için halı ve perde de kullanacaksınız. Ama uzmanlar, içinde toz tutabilecek kat kat kumaşlardan yapılmış perdeleri önermiyorlar. Eğer bunları kullanmak istiyorsanız, sık yıkanabilenlerini seçin.
Halı, halıfleks, duvar kağıdından uzakla durun: Toz tutabilecek ve sık silinmesi zor olan bu eşyaları kullanmamanızda yarar var.
Yatak takımını sık yıkayın: Yatak çarşafını, yastık kılıfını haftada 2 kez değiştirin ve 60 derecede yıkayın. Sıcak su, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.
Pelüş oyuncakları dondurun: Bebeğinize yıkanabilen pelüş oyuncaklar alın. Eğer 60 derecede yıkanmıyorlarsa, buzdolabının dondurucu kısmında 24 saat bekletin. Böylece akarlardan korunmuş kurtulursunuz.
Evcil hayvana dikkat!: Evde hayvan besliyorsanız, dikkat! Çünkü hayvanların tüyleri, salya ve göz sıvılarından oluşan mikroskobik protein parçacıkları tozlarla birleşerek solunum yollarına ulaşıyor. Eğer bebek eğilimliyse, alerjik reaksiyona neden oluyor. Ancak hayvanı evden uzaklaştırmak yerine; bebeğin odasına sokmamak, temas ettirmemek gibi önlemler alabilirsiniz. Ayrıca hayvanınızı, özel geliştirilmiş temizlik ürünleri kullanarak haftada 2 kez yıkamanızda yarar var.
Sigara içmeyin: Ne hamilelik döneminde ne de sonradan evde sigara içmeyin. Aksi durumda pasif içici konumuna geçen bebeğinizin ciğerleri kötü etkileniyor ve alerji oluşma riski yükseliyor. Bu bebeklerin, sigara içilmeyen evlerdeki akranlarına göre alerjiye yakalanma oranı, 2-5 kat artıyor.

Kaynak: milliyet.com.tr

Posted in ALTA KAÇIRMA, GENEL
0 yorum
20/02 2015

40 yaşını dolduran kadınlar dikkat!

İdrar Kaçırma Sebepleri ve Tedavisi

Kadınlarda idrar kaçırma özellikle 40 yaş üstünde görülmektedir. Toplumumuzda kadınların %30-35 kadarını etkileyen idrar kaçırma sorunu yaşlanmanın bir parçası olarak görülmektedir. Birçok kadın tarafından bu durum normal karşılanır ve beraber yaşama öğrenilmeye çalışılır. Oysaki idrar kaçırma yaşlanmanın bir parçası değildir, tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır. İdrar kaçırma tipine göre nedenleri sıralanabilir. Stres inkontinans olarak adlandırılan idrar kaçırma çksürürken, hapşırırken, yataktan doğrulurken, eline ağır bir şey alırken meydana gelmektedir. Zor doğumlar ve fazla sayıda doğumlar idrar yolunun son bölümü olan üretra yapısının bozulmasına neden olmaktadır., Hastanın karın içi basıncı arttığı zaman, idrar yolu yani üretra, dengeli ve stabil ise idrarı tutabiliyor, fakat oynak ve unstabil hale gelmişse hasta idrarını kaçırmasına sebeb oluyor.. Vajinal muayene ile bu hastalara kolaylıkla teşhis koyabiliyoruz. Bu muayeneyi yaparken mesanenin dolu olması gerekiyor. Vajinal muayenede karın içi basıncını attıracak öksürme, hapşırma, ıkınma gibi her türlü manevrayla hastanın idrarını kaçırması ve üretranın oynak olduğununun görülmesi stres inkontinans tanısını koydurur. Stress tipte idrar kaçırmaları basit bir ameliyatla idrar yolunun altına hamak tarzı askı koyarak tedavi ediyoruz. Tamamen vajinal yolla yapılan bu ameliayatta yara izi vs. olmuyor ve 100%’e yakın başarı elde ediliyor.

Bir diğer idrar kaçırma türü olan urge inkontinans (aşırı aktif mesane) özellikle belli yaşın üzerinde kadınlarda ve menopoz sonrası olmaktadır. Bu tür idrar kaçırma; eğer altında yatan başka bir sebep yoksa, idrarın geldiğini anlayıp yetiştirememe tarzında olmaktadır. Bazen omrilik ve beyin problemleri de bu tür kaçırmaya neden olmaktadır, bu hastalıklar ayırt edilmelidir. Örneğin, MS hastalığında bazen ilk belirti idrarını yetiştirememektir. Özellikle genç hastalarda nörolojik bir hastalık ekarte edilmeli ve eğer problem yoksa tedavi başlanmalıdır. Eğer bir sebep bulunumazsa (ki çoğunlukla bulunamamaktadır) aşırı aktif mesane tanısı konulmaktadır ve ilaçla tedavi etmeye başlanmaktadır. Eğer hasta ilaçlara direnirse ve bu tarz idrar kaçırma kasların hayat kalitesini ciddi şekilde bozarsa o zaman idrar kesesine botoks uygulanmaktadır. İdrar kesesinin bir duvarını bırakarak diğer duvarları felç edilmektedir. Bu da aşağı yukarı 1 yıl kadar hastaya büyük kolaylık sağlamaktadır.

Tedaviler ve Yardımcı Önlemler: Sıvı alımının düzenlenmesi:Günlük sağlıklı bir yaşam için önerilen sıvı alımı miktarı 1-1,5 lt sıvı içme şeklinde olmalıdır. Bunun dışında yiyeceklerle ve meyvelerle alınan sıvılarda hesaplandığında günlük 1-5, 2 lt civarında sıvı alımı sağlıklı bir bünyeye sahip olmak için oldukça yeterlidir. İdrar kaçırma hastalığından şikâyetçi olan insanlarda bu miktarlar biraz daha aşağı çekilebilir. Yiyeceklere ek olarak alınacak sıvı miktarı günlük 1 lt civarında sınırlandırılabilir. Burada içilen sıvının da belirli saat aralıklarına bölünerek gün içerisinde eşit miktarlarda az az içilmesi birdenbire yoğun sıvı alımının önüne geçilmesi idrar kontrolünü daha rahat hale getirecektir.Geceleri sık idrara kalkma ve geceleri idrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda yatağa gitmeden 3-4 saat önce sıvı alımının durdurulması faydalı olacaktır.

Diüretik alımını düzenlemek: Vücutta su toplanmasının fazla olduğu hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi hastalıklarda diüretik kullanmak gerekli olabilir. Böyle ilaçların kullanımının ev dışında uzun vakit geçirileceği zamanlar yerine, ev ortamında bulunulacağı zamanlara ayarlanması idrar kontrolü açısından faydalı olabilir.

Şeker hastalığı olanlarda kan ve şeker seviyesinin yüksek olduğu durumlarda idrar miktarı artacak, buna bağlı olarak su içme ve sonuç olarak aşırı idrar yapma ve idrar inkontinası (idrar kaçırma) riskini arttıracaktır. Şeker miktarının düzelmesi, idrar kaçırmanın tedavisinde etkili olacaktır.

Obez ya da kilolu hastalarda kiloların verilmesi idrar kaçırma miktarını azaltacaktır.

Hastalar genellikle her yarım saatte bir tuvalete gittiklerini söylerler. Böyle bir durumda biz hastalara idrar günlüğü oluşturmalarını yani idrara çıkış saatlerini kaydetmelerini öneriyoruz. Hastalarımızdan 1 saatten önce tuvalete gitmemelerini ve gittikleri saatleri kaydetmelerini istiyoruz. Birçok hasta hızla önce 1 saat aralıklarla gitmeye ve daha sonra da yavaş yavaş bu aralıkları arttırarak daha uzun vakitlerde tuvalete gitmeyi başarabilmektedir.

Tuvalet aralıklarını uzatma çalışmaları sırada hastada ani idrar sıkışması ve aşırı idrara çıkma isteği olduğunda hastaya oturuyorsa oturduğu yerden kalkma, ya da hareket etme, değişik hareketler yapma, pelvik kaslarını çalıştırma (Kegel) egzersizleri yapma ve zihninde bu aşırı isteğin yavaş yavaş yok olacağını düşünme gibi egzersizler öneriyoruz.

1-2 hafta sonra hastalara tuvalete gidiş zaman aralıklarını 15 ya da 30 dakika arttırmalarını ve 1,5 saatte bir tuvalete gitmelerini öneriyoruz.

Böylece yavaş yavaş hastaların tuvalete gitme sıklığını azaltmayı amaçlıyoruz. Normal bir insanda gündüz uyanıkken 3-4 saatte tuvalete gitme ve geceleri tuvalet için uyanmama ideal olanıdır. Daha yaşlı insanlarda bu sürelerin biraz daha kısalması ve geceleri 1 kez tuvalete kalkmak normal olarak kabul edilmektedir.

Urge tipi idrar kaçırma ve aşırı aktif mesane de tedaviler

Mesane irritanları

İdrar kaçırma problemi ile karşı karşıya olan insanlar dikkat ettiklerinde bazı yiyecek ve içeceklerin idrara gitme sıklıklarını arttırdığını tespit edebilirler. Sıklıkla kafein içeren kahve ve sodalar, alkol, baharatlı yiyecekler, asidik yiyecekler ve içecekler, suni tatlandırıcılar bu tip etkilere sahiptir. Böyle durumlarda bu gıdaların azaltılmasının yada tamamen kesilmesinin denenmesi ve olumsuz etkisinin olup olmadığının anlaşılması önerilir.

Mesane eğitimi

Sık sık idrara sıkışmak hayat kalitesini olumsuz yönde çok etkileyen bir durumdur.

Mesane eğitimi ile amaçlanan idrarı daha çok depolamak ve tuvalete gidiş sıklıklarını azaltmaktır.

Mesane eğitimi iki bölümden oluşur.

Bunlardan ilki tuvalete önceden hesaplanmış belirli zaman aralıklarında gitmek, Diğeri ise ani sıkışmaları engelleyecek stratejiler geliştirmek.

Kabızlığın engellenmesi

Kabızlık ani idrara sıkışmayı sık tuvalete gitmeyi arttıran olumsuz bir tablodur. Rektumda dışkının vermiş olduğu dolgunluk hissi hemen rektumun ön tarafında yer alan mesanede de benzer hisler meydana getirebilir. Mesanenin az bir miktarda idrarla dolmasına rağmen çok fazla idrarla doluymuş gibi bir his meydana gelmesine neden olabilir. Bu durumda hasta mesaneyi sık sık boşaltma isteği ile karşı karşıya kalır. Yiyeceklerimizdeki lifli gıdaların oranını arttırmak (günde 20-30 gr. kadar lifli gıda alımı) kabızlığı önler. Her kişinin kendine daha iyi gelen yumuşatıcı gıdayı bulması ve bunları diyette alarak kabızlığı önlemesi önerilir.

40 yaşını dolduran kadınlar dikkat!

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
18/02 2015

Çocuklarda görülen alerjik rahatsızlıklar nelerdir?

Alerjiler, farklı yaş gruplarında farklı şekillerde belirtiler verir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda genelde atopik dermatit (egzama) ya da gıda alerjileri gibi, alerjik hastalıklar oluşur. Atopik dermatiti olan çocuklar, okula başlamalarından itibaren, alerji ve astım riski altındadırlar.

Alerjiler, farklı yaş gruplarında farklı şekillerde belirtiler verir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda genelde atopik dermatit (egzama) ya da gıda alerjileri gibi, alerjik hastalıklar oluşur. Atopik dermatiti olan çocuklar, okula başlamalarından itibaren, alerji ve astım riski altındadırlar.

Atopik Dermatit

Tipik olarak bu tür alerjinin erken belirtisi tüm çocuklarda %10 ila 20 oranında, özellikle bebeklik döneminde sık görülür. Atopik dermatit; egzama, döküntü oluşumu ile karakterizedir. Döküntü genellikle kırmızı ve kuru, küçük kabarcıklar ve pullanma şeklindedir.

Bebekler ve çok küçük çocuklarda bu döküntü bölgesi; kafa derisi, yüz (özellikle yanaklar), göğüs, gövde, kollar ve bacakları içerebilir. Büyük çocuklarda döküntü daha çok, dirsek önünde ve dizlerin arkasına görülür.

Gıda Alerjileri
çocuklarda görülen alerjiler
Gıda alerjileri, bebek ve küçük çocuklarda genellikte katı gıdalara geçiş sonrasında ortaya çıkar. Gıda alerjileri, genelde kendini deride kurdeşen, şişlik, kaşıntı veya kızarıklık olarak gösterir. Bu belirtiler gıdayı yer yemez ortaya çıkabildiği gibi, birkaç saat sonra da görülebilir.

Küçük çocuklarda gıda alerjileri; mide bulantısı, kusma, karın ağrıları, ishal, solunum güçlüğü (astım belirtileri), burun akıntısı, hapşırma ve baş dönmesi gibi belirtilere de neden olabilir. Bazı durumlarda çocukta, yaşamını tehlikeye sokabilecek anafilaksi denilen ciddi bir alerjik reaksiyon da görülebilir. Alerjinin anne sütünden çocuğa geçebileceği yönündeki inanışlar doğru değildir. Anne sütü, bebek için en sağlıklı ve alternatifsiz besindir. Bu nedenle, anne ve çocuk arasındaki özel bağ kesilmemelidir.

Nazal Alerjiler
Alerjik rinit, atopik dermatiti olan çocukların yaklaşık olarak yüzde 50’sinde görülür. Alerjik rinit, genellikle okul çağında başlayan bir rahatsızlık olsa da daha erken yaşta da görülebilir. Erken dönemlerde evcil havyan tüyü, toz ve küf ten etkilenen çocuklar, ileri yaşlarda daha çok polenlere karşı alerjik reaksiyon gösterirler.

Alerjik rinitin belirtileri; hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde ve burunda kaşıntıyı içerir. Bazı çocuklarda, burundaki kaşıntıyı gidermek için elin ayasıyla burnun yukarıya doğru sürtülmesi, burnun altında yatay bir çizgilenmeye (alerjik selam) neden olur.

Alerjik Astım
Astım, çocuklarda en sık görülen alerjik hastalıktır. Astım vakalarının büyük çoğunluğu alerji nedeniyle ortaya çıkar. Aslında, alerjik riniti olan 4 çocuktan 1’i astım gelişebilir. Astım, gençlik öncesi erkeklerde ve gençlik yıllarında kadınlarda daha sık görülmesine rağmen, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.

Astım belirtileri şunlardır:
Öksürük, öksürük varyant astımın tek göstergesi olabilir. Kuru ve hırıltılı öksürük, genellikle geceleri ve egzersiz sonrası daha da kötüleşir. Bu kötüleşme, bazı çocuklarda kusmaya bile neden olabilir. Her öksürüğün astım anlamına gelmediği unutulmadan, çocuktaki belirtiler gözlemlenmelidir. Bronşlardaki daralma nedeniyle, havanın geçerken zorlanmasıyla ortaya çıkan hırıltılı soluk alıp verme, astım en önemli bulgusudur. Hırıltılı solunum, genellikle, diğer astım belirtileri ile daha da artar. Nefes darlığı nedeniyle bazı çocuklar, yaşıtlarından daha hızlı nefes almak zorunda kaldıkları için daha çabuk yorulurlar. Ağır astımı olan çocuklar, gece boyunca yaşadıkları nefes darlığı nedeniyle dinlenememe, uykuyu alamama sorunu yaşarlar. Göğüs sıkışması, çocukta birisinin onu sıktığı ve göğsünü acıttığı hissi şeklinde gelişir.

Çocuğunuzu Alerjiden Nasıl Koruyabilirsiniz?
Alerji büyük oranda genetiktir. Eğer ailede astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıklar varsa çocuğa bilinçli yaklaşılmalı, alerji şüphesi her zaman akılda tutulmalıdır. Çocuklarda besin alerjileri, genelde ek gıdaya geçildiğinde başlar. bu yüzden, nedensiz bir şekilde ek gıdaya başlanmamalıdır. Evde bulunan halı, kilim, battaniye ve oyuncak gibi eşyalar toz tutma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, bu tür eşyaları evden, özellikle çocuğun odasından uzak tutmak iyi bir önlemdir. Çocuğa alınacak eşyaların da anti-alerjik olmasına özen gösterilmelidir. Sağlıklı bir ev ortamı için ideal nem oranı %55 olarak belirtilmiştir. Nem; akar ve küf mantarlarının sayısını arttırdığı için önerilen oranın üzerine çıkılmamalıdır. Evler, en az haftada bir mutlaka yüksek emiş gücüne sahip, dışarı toz vermeyen bir elektrikli süpürge ile süpürülmelidir. Yataklarda Anti alerjik FullCare Premium nevresim takımları kullanılmalıdır. Çamaşırlar, haftada bir kez 55 derece ve üzerinde yıkanmalıdır. Kıyafetlerde pamuklu ürünler tercih edilmelidir.

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
17/02 2015

Yatağındaki Tehlikeli Yabancıyı Yakından Tanı. “ALERJİ”

Sabahları kalktığınızda gözlerinizde kızarıklık ve kaşıntı, hapşırma, burun akıntısı, burun kaşınması, nefes darlığı gibi şikâyetleriniz oluyorsa büyük ihtimalle sizin de toz akarlarına karşı alerjiniz var demektir. Aynı şekilde bebeğinizin vücudundaki kızarıklıklar da toz akarı alerjisinin belirtilerinden biri olabilir.

Yataklar toz akarlarının temel yaşam alanlarıdır ve yaşamlarının üçte biri burada geçer. Tipik olarak bir yatakta 100 binden 10 milyona kadar toz akarı barınabilir.

Çoğu insan için zararsız olan toz akarları, astım hastaları ve alerjik bünyeler için hayatı adeta bir kabusa dönüştürebilir.

Yataklarımızdaki bu görünmez yabancılara ve neden oldukları alerjiye yakından bakmak için aşağıdaki infografiği hazırladık. Toz akarları ile ilgili temel bilgileri bu infografikte bulabilir ve toz akarı alerjisinden korunmanın yollarını keşfedebilirsiniz.

Alerjiden Korunma Yolları İnfografi

Sağlıklı ve Konforlu Bir Uyku İçin Fullcare® Premium Anti Alerjik Uyku Ürünleri
Fullcare® Premium Anti Alerjik Uyku Ürünleri alerjiye neden olan toz akarlarına karşı çift etkili koruma sağlayarak siz ve sevdikleriniz için sağlıklı ve konforlu bir uyku ortamı yaratır.

Hohenstain Fullcare Premium SertifikaUluslararası Hohenstein Anti Dust Mite Sertifikası
Fullcare Premium Anti Alerjik uyku ürünlerinin toz akarlarına karşı %100 etkili olduğu bağımsız Alman Hohenstein Institute tarafından test edilip onaylanmıştır. Fullcare Premium bu sertifikaya sahip Türkiye’nin ilk ve tek anti alerjik uyku ürünleri markasıdır.


Toz Akarlarına Karşı Çift Etkili Koruma
Fullcare Premium Anti Alerjik uyku ürünleri bir yandan yatak içerisinde bakteri oluşumunu önleyerek alerjiye neden olan toz akarlarının ana besin kaynağını yok ederken, diğer yandan tamamen kapalı özelliği ile önceden oluşmuş akarların ve yumurtalarının yatağa geçmesini engelleyerek alerjiye karşı mükemmel bir koruma sağlar.

Alerjiyi Önleyen Koruma Kalkanı

Fullcare Premium Anti Alerjik uyku ürünlerinin PU (Poliuretan) koruma kalkanı ve tamamen kapalı fermuarlı tasarımıyla alerjiye neden olan davetsiz toz akarlarına geçit vermeyerek alerjik reaksiyonların oluşmasını önler.

Sağlıklı ve Hijyenik Bir Uyku Ortamı

Sıvı geçirmez ve nefes alabilir özellikteki PU koruyucu, ter, idrar, kan veya herhangi başka bir sıvının yatağa geçmesini engelleyerek hem yatağınızı korur hem de sağlıklı ve hijyenik bir uyku ortamı oluşturur.

Nefes Alabilen Koruyucu İle Maksimum Konfor

Hava geçirgenliği uyku konforu için en önemli unsurlardan birisidir. Aksi durumda vücudunuz nefes alamaz, ısınır ve terler. Fullcare Premium Anti Alerjik uyku ürünleri nefes alabilen PU koruyucusu ve %100 pamuklu yumuşacık dokusuyla size maksimum uyku konforu sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
17/02 2015

Alerjik Astıma karşı Çocuklarınıza Balık Yedirin.

Astıma karşı çocuklara balık

Avrupa’da son 20 yılda alerjik hastalıkların sıklığının iki kat arttığını ve 2050 yılında dünyanın en az yarısının bu tür bir rahatsızlığa yakalanacağını vurgulayan uzmanlar, söz konusu hastalıkların başında Alerjik Astımın geldiğini belirtti.

DSÖ verilerine göre, dünyada 300 milyon kişinin astımdan etkilendiğini ve her sene 250 binden fazla bireyin buna bağlı olarak hayatını kaybettiğini aktaran uzmanlar, “Ülkemizde de dünyaya paralel olarak alerjik hastalıklarda artış dikkat çekmektedir. Alerjik astım, Türkiye’de de her 100 erişkinden 3-5’inde, 100 çocuktan da 5-10’unda bulunmaktadır. Buna göre yaklaşık 4 milyon kişinin astımlı olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

Son yıllarda alerjik hastalıklardaki artışın özellikle çevresel faktörlerdeki değişikliklerden kaynaklandığına işaret eden Harmancı, bunun başında da çiftlik hayatından endüstriyel yaşama geçişin geldiğini bildirdi. Harmancı, “Çiftlik hayatından uzaklaşma sonucu erken yaşta mikroplarla karşılaşmamak, insanların kendilerini korumak için hijyene çok fazla önem vermeleriyle mikrop ve bakterilerden bu kadar uzak olan bir hayatın da bağışıklık sistemini enfeksiyonlarla mücadeleden ziyade alerjik hastalıkların oranının artmasına neden olduğu söylenebilir” ifadesini kullandı.

‘Beslenme değişiklikleri alerjik hastalıkları artırdı’

Son 100 yılda beslenme alışkanlıklarının da değiştiğini, rafine şeker ve beyaz un tüketiminin arttığını dile getirdi.

Taze sebze ve meyve tüketiminin azalması, besinlerde kullanılan katkı maddeleri ve toksin miktarlarının fazlalaşmasının, diyetlerdeki en önemli farklılıklardan olduğu bilgisini veren uzmanlar;

“Günümüzde ’omega 3’ adı verilen doymamış yağ asitlerden zengin beslenme yerine karbonhidrat tüketiminin artması, serbest dolaşan tavukların yumurtalarıyla beslenmenin ve koyu yeşil yapraklı sebze tüketiminin azalması, bitkisel yağların aşırı tüketimi gibi nedenlerle omega 3 açısından fakir diyetle beslenilmekte ve bu da alerjik hastalıkların sıklığındaki artışın sebeplerinin başında sayılmaktadır. Burada önemli bir nokta da her balığın aynı miktarda omega 3 ihtiva etmediğidir. Özellikle omega 3’ten zengin balıklar, yağlı balıklardır. Başta hamsi olmak üzere sardalya, istavrit, alabalık, somon, ton balığı, uskumru ve lüfer gibi bu yağlı balıkları tüketmek gerekir. Özellikle çocuklarımıza haftada iki öğün balık yedirdiğimizde hem daha sağlıklı olmasını hem de astımdan ve diğer alerjik hastalıklardan korunmasını sağlayabiliriz.”

FullCare Premium Anti Alerjik Nevresim Takımları

Posted in ALTA KAÇIRMA, GENEL
0 yorum
11/02 2015

Çocuklarda Alt Islatma Problemi.

Çocuk Alt Islatma

Çocuğumun Altını Islatma Problemi Var Diyebilmeniz İçin…
Çocukların çoğu 2–4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı başarırlar. İdrar kontrolü sinir sisteminin gelişmesiyle paralel olur. Bebeklik döneminde işeme tamamen refleksle oluşur. Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %15’e, 10 yaşında %10’a düşer. Çocuğunuz 5 yaşını doldurmuş olmasına rağmen ayda iki kereden fazla idrar kaçırıyorsa altını ıslatma problemi olabilir.

Çocuklar neden altını ıslatır?
Gece altını ıslatan çocukların büyük bir bölümü (%90-95’i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanır. Bu çocuklar;
• Gece uykuda mesane doluluğunu hissetmeleri yetersiz,
• Mesane kapasiteleri küçük,
• Uyku derinlikleri fazla çocuklardır. Bu çocuklarda geceleri gündüze oranla idrar çıkışı %50 daha azdır.

Alt Islatma Genetiktir!
Alt ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta % 43, ikisinde birden varsa %77, her ikisinde de yok; yakınlarında varsa (dayı, amca, teyze, hala) %15 oranda altını ıslatma sorunu yaşanır. Aile öyküsü olan olgular iyileşme zamanı bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.

Alt Islatma Bazı Hastalıkların Habercisi Olabilir!
Altını ıslatan çocukların %2-3’ünden şeker, böbrek ve mesane hastalıkları saptanır. Olguların %5-10’unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı gibi yakınmalar eşlik eder. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri, kabızlık ve bazen besin alerjisi görülür. Ayrıca son yıllarda halk arasında “geniz eti” olarak bilinen adenoid vejetasyonlu çocuklarda yüksek oranda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üzerinde durulmaktadır.

Çocuğum altını ıslatıyor, şimdi ne yapacağım?
Öncelikle bu çocuklara yanlış tutumların çok daha fazla zarar verdiğini unutmayın! Bunların içinde en tehlikelisi “Altına yapan kızını sobaya oturttu” gibi haber başlıklarına konu olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. Bu tür tutumlar, çocuklar üzerinde etkisi ömür boyu sürecek izler bırakır. Altını ıslatan çocukların diş çıkarma, konuşma gecikmesi gibi fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir uzman tarafından değerlendirilmesi ve gerekli incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması gerekir. Altını ıslatma yakınması ile hekime getirilen çocuklar gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi organik faktörlerin varlığı bakımından incelenir. Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılır. Altını ıslatan çocukların %97’sinde fiziksel bir neden yoktur, ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. Bu noktada altını ıslatan çocukta “küçük mesane” ya da uykudan uyanamama sorunu mu olduğunun aydınlatılması önemlidir.

Bunun için;
* Ayrıntılı bir hastalık öyküsü alınıp sorgulama yapılması,
• İşeme-dışkılama çizelgesi tutulması,
• Genişletilmiş fiziksel muayene,
• Tam idrar tahlili yapılması genellikle yeterlidir.

Bu basamaklardan sonra, hastalığın “saf primer gece yatak ıslatma” problemi olduğuna karar verilirse, tedavi aşamasına geçilir. Eğer, hadisenin daha kompleks ve etraflı bir problem olduğuna karar verilirse, ileri tanı yöntemlerine başvurularak daha ayrıntılı tetkikler uygulanır. Altını ıslatan çocuklara genel olarak 7–8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması önerilir. Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Bu program %90 oranında başarı sağlar.

%100 Sıvı Geçirmez, Nefes Alabilen, Anti Bakteriyel, Yıkanabilir Çocuk Alta Kaçırma Külotları

Çocuğunuzun Alt Islatma Problemini Aşması İçin…
* Gece kalkıp tuvalete gitmeyi bir hedef olarak kesinleştirin.
• Tuvalete ulaşmasını kolaylaştırın.
• Çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üstüne almasına yardım edin.
• Yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı almasından kaçının.
• Kesinlikle kafein içeren içecekler vermeyin.
• Yatırmadan önce mutlaka tuvalete götürün.
• Gece tuvalete kalkma motivasyonunu olumsuz yönde etkileyeceği için kuru kalması amacıyla bez bağlamayın.
• Sabah temizliğine çocuğunuzun katılımını sağlayın.
• Çocuğunuzun hangi günler kuru kaldığını bir kart üzerine işleyin.
• Çocuğunuzu en az ayda bir kontrol ettirin

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
22/01 2015

Astımı olanlar sinsi tehlikeye karşı dikkat!

Alerji Kış Ayı

Soğuk kış günlerini, sıcak ortam, yünlü battaniye ve tüylü halılar üzerinde geçirmek isteyen astım hastalarını sinsi bir tehlike bekliyor.

Soğuk havadan en çok etkilenen hastaların başında astımlı çocuklar geliyor. Soğuk hava astımlı çocuklarda bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Hem iç, hem de dış mekânlar astım ataklarını artırabiliyor.

Soğuk hava nedeniyle hastalanmasın diye dışarıya az çıkarılan ve vakitlerinin çok büyük bir kısmını kapalı mekanlarda geçiren çocukların, alerjik ve astım ataklarının artabileceğine dikkat çeken Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, ev tozu akarının, küf mantarlarının, evcil hayvanların ve ev içi kimyasallarının hastalığı tetiklediğini söyledi.

Dışarıda soğuk havaya maruz kalanlardaysa, mevcut hassasiyetin arttırdığını, solunum yolu enfeksiyonuna neden olduğunu belirtti. Soğuk havalarda burundan nefes almanın zorlaştığını, burundan gelen havanın ısıtılarak alt solunum yollarına iletilmediğini, soğuk havanın bronşları daha çok daralttığını dile getirdi.

Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony soğuk havaların alerjik hastalara etkilerine değinerek şöyle dedi: “Bu dönemde daha fazla nezle ve grip geçirilebiliyor ve çocukların her türlü alerjik astım atakları tetikleniyor. Soğuk havalarda ısınmak için kullanılan yakıtlar havada uzun süre asılı kalıyor ve hava kirliliği oluşturarak astım ataklarını arttırıyor” diye konuştu.

Astım Ataklarının Önlenmesi İçin Dikkat edilmesi Gerekenler
Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, soğuk havalarda çocukların astım ataklarının önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenler kuralları şöyle sıraladı:

1- Ev içi ortamlarını mümkün olduğunca ev tozu akarlarından, küf mantarlarından, hayvan tüylerinden, sigara dumanından ve diğer kimyasallardan arındırmak, (Toz akarlarından korunmak için Fullcare Premium Anti alerjik Nevresim Takımlarını tercih edebilirsiniz.)

FullCare Premium Anti Alerjik Nevresim Takımları

2- Astımlı çocukları kışın kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bırakmamak,
3- Çocukların savunma sistemini güçlendirecek şekilde sağlıklı, doğal, organik beslenmesini ve bol sebze, meyve tüketmesini sağlamak,
4- Astımlı çocukları hasta insanlardan uzak tutmak,
5- Sonbaharda doktor kontrolü ile grip aşısı yaptırmak,
6- Çocukları, çok soğuk havalarda zorunlu olmadıkça dışarıda bulundurmamak,
7- Dışarı çıkıldığında ağız ve burun bölgesinin atkı ile kapatmak,
8- Astım ataklarının en sık görüldüğü kış aylarında düzenli hekim kontrollerini yaptırmak,
9- Hekimin ön gördüğü koruyucu ilaçların düzenli bir şekilde kullanılmasını sağlamak,

Posted in ALTA KAÇIRMA, GENEL
0 yorum
22/01 2015

Kadınlarda İdrar Kaçırma Nedenleri ve Önlemleri

idrar kacirma

Kadınlarda İdrar Kaçırma Nedenleri ve Önlemleri

Kadınları en sık strese sokan olaylardan bir tanesi de İdrarlarını tutamaması oldu. Peki ama neden kadınlar idrarlarını tutamaz bunun farklı sebeplerinin olması hem psikolojik hemde metabolizma bozukluklarından kaynaklanan nedenler olabilir. Özellikle 40 yaş ve üzeri bayanlarda daha çok rastlanan İdrar kaçırma için önemli teknikler ve İdrar kaçırmanın nedenleri.

Kadınları en sık strese sokan olaylardan bir tanesi de İdrarlarını tutamaması oldu. Peki ama neden kadınlar idrarlarını tutamaz bunun farklı sebeplerinin olması hem psikolojik hemde metabolizma bozukluklarından kaynaklanan nedenler olabilir. Özellikle 40 yaş ve üzeri bayanlarda daha çok rastlanan İdrar kaçırma için önemli teknikler ve İdrar kaçırmanın nedenleri.

HER İDRAR KAÇIRMA ŞİKAYETİ AYNI DEĞİLDİR
İdrar kaçırmanın birden çok tipi var, Stres tipi idrar kaçırma (stress inkontinans): Karın içi basınç artışına sebep olan aktiviteler sırasında oluşan idrar kaçırma durumu. Örneğin öksürme, aksırma, egzersizler, ağırlık kaldırma, gülme gibi durumlarda idrar kaçırma olayının olmasına stres idrar kaçırma (stress inkontinans ) ismi verilir.

Sıkışma tipi idrar kaçırma (Urge inkontinans): Aniden ortaya çıkan ve kontrol altına alınamayan acil idrar yapma hissi sonucu ortaya çıkan idrar kaçırma durumudur.

Taşma tipi idrar kaçırma (Taşma inkontinansı): Yüksek miktarda idrarın mesanede kalması, boşaltılamaması sonucu gergin mesaneden taşma şeklinde idrar kaçırma durumunun olmasıdır.

Tam idrar kaçırma (Total İnkontinans): Mesane ve üretradaki patolojiye bağlı olarak idrarın mesanede hiç birikmeden sürekli olarak idrar kaçması durumudur. Doğuştan oluşan bazı anomalilere, nörolojik hastalıklara ve yaralanmalara bağlı olarak oluşabilen bir durumdur. İdrar kaçırma yaşlı ya da menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda daha çok görülür. Çocukluktan itibaren görülen idrar kaçırmalarda nörolojik hastalıklar, anatomik anormallikler mevcuttur.

ALTINI ISLATMASININ NEDENİ HER ZAMAN PSİKOLOJİK OLMAYACAKTIR
Çocukluk döneminde görülen idrar kaçırmalar genelde geceleri altını ıslatma olarak karşımıza çıkar. Bu durumu tamamen psikolojik olarak değerlendirmeden önce geceleri altını ıslatan çocuklarda fiziksel bir problem olup olmadığı net olarak ortaya konulmalıdır, fiziksel bir durum tespit edilmez ise o zaman psikolog ve/veya psikiyatri desteği alması uygun olur. Genel olarak bu tür şikayeti olan çocuklar ilk başta psikolog veya psikiyatriste götürülmekte ve organik patoloji gözardı edilir. Bu sebeple gece altını ıslatma problemi olan çocukların ilk olarak organik patoloji varlığı açısından değerlendirilmesi gerekir. Bu hastalara tam idrar tahlili, idrar kültürü, üre, kreatinin tahlilleri ve üriner sistem ultrasonografisi yapılmalıdır. Çocuklarda gece altını ıslatma haricinde gündüzleri acil idrar hissi, idrara yetişememe, sürekli idrar kaçırma gibi şikayetler de görülebilir. Bu çocuklarda nörolojik problem veya doğuştan gelen idrar yolu anatomik bozuklukları olabilir. Bunların araştırılması ve ileri tetkik yapılması gerekir. Çocukta çıkan patolojiye birçok tedavi alternatifi vardır. Çocuklara sıvı kısıtlaması, antimuskarinik ilaç tedavisi, mesane içi ilaç uygulamaları, biofeedback tedavisi ve bazı şiddetli vakalarda mesane büyütme(ogmentasyon) ameliyatı gibi birçok tedavi şekli uygulanabilmektedir.

KADINLARDA DETAYLI İNCELEMELER GEREKİR
Hasta hekime ilk başvurduğunda basit tanı testleri ile fizik muayene yapılmalı ve ayrıntılı öykü alınmalı. Yapılan basit test ve alınan örnekle idrar kaçırma sebebi belirlenemezse ayrıntılı tetkikler yapılması gerekir. Basit tetkik olarak idrar tahili ve idrar kültürü uygulanır ve çıkan sonuçlara göre hastaya ilaç tedavisi, pelvik taban kas egzersizleri, pelvik taban egzersizi yaptıran cihaz kullanımı, mesane eğitimi gibi tedavi yöntemleri uygulanarak idrar kaçırma problemleri düzeltilebilir. Bu tedavilerin yetersiz olduğu vakalarda ise ileri tetkikler yapılarak ona göre tedavi alternatifleri sunulur. Ayrıntılı değerlendirme gereken hastalar standart tedaviye cevap vermeyen ve pelvik organ sarkması olan vakalardır. Bu hastalara ürodinamik tetkik uygulanır ve hastanın ilk idrar hissi, sıkışma durumu, öksürme sırasındaki kaçırma basınçları gibi veriler elde edilir. Bu şekilde idrar kaçırma sebebinin sistemin hangi bölgesindeki bozukluktan kaynaklandığı ortaya konur ve buna göre tedavi seçeneği belirlenir. Standart tedavilerle düzelmeyen idrar kaçırma vakalarında mesane asma ameliyatları, pelvik organ askı ameliyatları, üretra askı ameliyatları, mesane büyütülmesi, mesane içi botoks uygulaması gibi ameliyatlar uygulanabilir.

Posted in ALTA KAÇIRMA, GENEL
0 yorum
09/01 2015

Kadınlar için hayat kurtaracak 5 önlem

idrar kaçırmaKarın ağrısı, şişkinlik ve bulantı… Ara kanamalar… Sıklaşan idrar yapma isteği… Bu tip yakınmalar “hazımsızlıktan, üşütmekten veya strestendir” düşüncesiyle genellikle hafife alınıyor. Özellikle de gün geçtikçe şiddetlenmiyorsa ve her gün gelişmiyorsa! Bir de eş-dost tarafından “geçer, merak etme” şeklinde yanlış telkinler de gelince, doktora başvurmakta epey gecikiliyor. Bu tür belirtilerde zamanında doktora başvurmamanın faturası ise oldukça ağır olabiliyor. Örneğin erken dönemde tespit edilen rahim ağzı kanseri basit bir operasyonla tedavi edilip, doğurganlık şansını arttırılıyor. Geç dönemde ise daha büyük operasyonlar ve kemoterapi gerektiren zorlu bir yola girilmesinin yanı sıra üreme ve cinsel fonksiyon da engellenmiş oluyor. Enfeksiyonlar da ihmal edildiğinde kısırlık ve kronik karın ağrıları gelişebiliyor. Veya düzensiz görünümlü kistler ya da miyomlar kansere dönüşebiliyor. Acıbadem Bahçeşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Civan Kalafat, kadınların asla atlamamaları gereken 5 önemli belirtiyi sıraladı:

Karın ağrısı, şişkinlik ve bulantı
Karın ağrısı, şişkinlik ve bulantı, kadınlarda sık görülen yakınmaları oluşturuyor. Bu yakınmalar genellikle mide ve sindirim sorunlarından kaynaklansa da, kadın hastalıklarıyla ilgili de olabiliyor. Bu üç belirtinin işaret ettiği en önemli ve sık görülen hastalık ise yumurtalık kistleri. Bu belirtilere 3 cm. üstündeki kistlerde rastlanıyor. Miyom denilen iyi huylu yapılar da 5cm’den 10 cm’ye kadar büyüyerek karnı şişiriyor ve bağırsaklara baskı yapıyor. Birden fazla miyomlar da rahmi adeta patates çuvalına çevirebiliyor ve bunun sonucunda karında ağrı ve baskılara bağlı şikayetler ile adet kanmalarında artma oluşuyor. İlerlemiş rahim ve yumurtalık kanserlerinde, kitle çevreye baskı yaparak yine bu yakınmalara yol açabiliyor. Bunların yanı sıra rahim ve çevresini saran şiddetli enfeksiyonlar da yine bu tip belirtilerle gelişiyor. Bu yakınmalar sezaryen ve diğer geçirilmiş karın içi operasyonları sonrasında ortaya çıkan bağırsak tıkanmalarının habercisi de olabiliyor.

Ara kanamalar

Düzensiz kanamaların yanı sıra lekelenmeden açık taze kanamaya varan değişiklikler ihmal edilmemeli. Bunlar yumurtlama kanamaları, rahim içindeki polip, miyom, kanser dokusu, rahim ağzındaki yaralar, yumurtalık kistleri ve rahim ağzı kanserleri gibi ciddi sorunlardan kaynaklanabiliyor. Menopoz öncesi ve ergenlik dönemi kanamaları da bu tip kanamalara örnek teşkil ediyor. Özellikle menopoz dönemindeki ara kanamalarda kesinlikle zaman kaybetmemeli, çünkü bu belirti basit hormonal dengenin bozulmasından kaynaklanabileceği gibi, rahim iç dokusu kanseri gibi son derece ciddi bir hastalığın tek belirtisi olabiliyor. Üstelik ara kanamalar migren tipi baş ağrısı, kansızlık, halsizlik, yorgunluk, dikkat kaybı, konsantrasyon eksikliklerine de sebep oluyor.

İlişki sonrası vajinal kanamalar

İlişki sonrası vajinal kanamalar rahim ağzı kanserinin tipik ve geç belirtisini oluşturuyor. İlerlemiş hassas ve kolay dağılan doku, cinsel ilişki sonrası kanamayla kendini belli ediyor. Ayrıca spiralin yerinden kayması sonucu da oluşabiliyor. Rahim ağzında polip, miyom, yara ve iltihabi reaksiyon sonucu da gelişebiliyor. Vajinal kuruluk ve vajinal duvar esnekliğinin bozulduğu durumlarda da yine bu soruna rastlanabiliyor.

Adet döneminin sıklaşması

Düzenli siklus (döngeç) 28 günde bir adet kanamasıdır. Bir hafta öne veya geriye gitmesi, yani 21 günde veya 33 günde olması normal kabul ediliyor. 15 günde bir olan, yoğun veya lekelenme tarzı gelişen kanamalar ise yumurtalık kistleri, polip, miyom, rahim ağzı yaraları ve rahim iç duvar kanserlerinin habercisi olabiliyor. Ergenlik ve menopoz öncesi dönemde de hormonal düzensizliklere bağlı kanamalar gelişebiliyor.

Göz Atmak İsteyebileceğiniz Adet ve lahusalık dönemine özel iç Çamaşırları

Kabızlık ve sık idrara çıkma

Özellikle saplı veya birden fazla yapıdaki miyomlar rahim arkasında gelişip, kalın bağırsağa baskı yaparak kabızlığa yol açabiliyor. Dolayısıyla 3 günden uzun süren veya ıkınma ve ağrılı tarzında gelişen kabızlıkta hemen bir hekime başvurmak önemli. Rahmin ön duvarında oluşan miyom gibi yapılar da idrar torbasına baskı yaparak sık aralıklarla idrara çıkma hissi oluşturuyor. Günde 10’dan fazla idrara çıkma ve idrar yaptıktan kısa bir süre sonra tekrar idrar yapma hissinin yanı sıra az idrara çıkma, bası belirtilerinin karakteristik özelliklerini taşıyor.

İdrar Kaçırma Sorunu Yaşayan kadınlara özel estetik emici iç çamaşırlar…

Kaynak: Hürriyet / Sağlık

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
01/01 2015

Alerjiden uzak tutacak öneriler

Evdeki tozdan çiçek polenine kadar çocuğunuzu uzak tutmanız gerekenleri biliyor musunuz?

Her 10 çocuktan birinin alerjik bünyeli olduğunu biliyor muydunuz? Eğer anne ya da babanın birinde alerjik bir sorun yaşanıyorsa, çocuğun alerjik olma ihtimali yüzde 25’e çıkıyor. Hemen hatırlatalım; normalde genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde zararlı olmayan bazı maddelere karşı vücudun aşırı reaksiyon göstermesi olarak açıklanan alerjiden yüzde yüz korunmak mümkün değil ama bazı önlemlerle etkileri hafifletilebiliyor. Alerjik sorunlar yaşa göre de değişebiliyor. Örneğin, ilk aylarda görülen, bebeklik egzaması. 0-2 yaş döneminde ise daha çok besin alerjilerine rastlanıyor. Genellikle süt ya da yumurtaya alerjik reaksiyon gösteriyorlar. Ama 5 yaş sonrasında polenler, ev tozlan listenin başına geçiyor… Bu yaşlarda daha sık, alerjik nezleye rastlanıyor. Doğumdan itibaren çocukluk döneminde hangi önlemleri alabileceğinizi Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu’a sorduk. İşte dikkat etmeniz gerekenler…

Egzamadan korumak için

Bebeklik egzaması ya da atopik dermatit ilk 3- ile 5 ay arasında görülen bir ciltte beliren bir alerjik reaksiyon. Kızarma ve çatlama şeklinde önce yüzünde beliriyor sonra kollara ve bacaklara yayılıyor. Kaşıntıya da neden olması bebeği oldukça rahatsız ediyor.
Anti-alerjik ürün kullanın: Birçok maddenin alerjik olması anti-alerjik ürünlerin ortaya çıkmasını sağladı. Artık mağazalarda anti alerjik yatak, yastık, nevresim takımları bulabilirsiniz. Ayrıca bebeğinizin bakımını yapacağınız şampuanından kremine kadar bütün ürünlerin anti-alerjik olmasına dikkat edin.

Cildini nemli tutun: Kum cilt egzamayı tetikler. Bebeğinizi gün içinde en az bir kez, banyodan sonra mutlaka bu bebeklere özel üretilmiş kremlerle nemlendirin.
Pamuklu giysiler giydirin: bebeğin cildinin hava alması önemli. O yüzden nemlendirmeyen, hava almasını sağlayacak yüzde yüz pamuklu giysiler tercih edin.
Hava nemlendirisi kullanın: Bebeğinizin hem solunum yollarını hem de cildindeki nemi koruyacak unsurlardan biri odanın içindeki havanın nemli olmasıdır. Kaloriferli evlerde Oturuyorsanız, havanın nem kaybedeceğini düşünerek, mutlaka nemlendirici makineler bulundurun.

Besin alerjisinden korumak için

Bebeğinizin ilk 2 yılında, besin alerjisi görülebilir.
İnek sütü vermeyin: Çok nadir olsa da anne sütü alerjisi görülebilir ancak inek sütü 0-1 yıl içinde verilirse önemli bir alerjenik tepkiye neden olabiliyor. O yüzden inek sütünü 1 yaşından sonra kullanmalısınız.
Yumurtayı kontrollü verin: Ek gıdaya geçtikten sonra yumurta alerjisi de sık görülen bir durum. O nedenle yumurtaya başlarken öncelikle yumurtanın 1/8’ini yedirmeli, bebeğinizi gözlemeli, eğer kızarıklık, döküntü gibi belirtilere vermiyorsa, arttırarak devam etmelisiniz.
Hazır gıdalardan uzak durun: çikolata, tatlı, içinde katkı maddesi bulunan hazır gıdaların alerjiye neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Polen alerjisinden korumak için
Polen, baharda çiçeklerin rüzgarla birlikte yayılan tozlarına verilen isim. Eğer çocuğunuzda polen alerjisi varsa şu önlemleri alabilirsiniz:
Sabah erken saatte dışarı çıkmayın: Polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya çalışın. Eğer çıkmak durumundaysanız maske takın. Dışarıda oynatmayın.
Filitreli havalandırma kullanın: Evde yada arabayken, havadaki polenleri süzecek filtreli havalandırma kullanmaya özen gösterin. Bu özel havalandırma cihazları; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Giysilerini başka odada çıkarın: Polenler giysilere yapışır. Giysilerini yattığı odada çıkarmayın.
Sık temizlik yapın: Polenler; yatsak, battaniye gibi örtülere rahatlıkla sinerler. 60 derecedeki yıkama suyu, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.

Toz alerjisinden korumak için
Tozun içinde bulunan ve havaya karışan akarlar, solundukça alerjik reaksiyona yol açarlar. Evinizde alacağınız bir dizi önlem, bu sorunu hafifletmede işinize yarar.
Akara karşı ürünler seçin: Akarlar özellikle nemli ve sıcak ortamlarda ürer. En yoğun bulundukları yerler ise; yatak, yastık, çarşaf ve yorgandır. Bu nedenle bebeğiniz daha doğmadan önce yatağı akarların barınamayacağı bir yer haline getirmenizde yarar var. Bebeğiniz için yeni bir yatak kullanmakla işe başlayın. Ayrıca anti toz akarı yatak ve kılıflar kullanın. Ancak ürünün üstündeki anti alerjik yazısı sizi yanıltmasın. Bu, ürünün anti alerjik olduğunu gösterir, akardan koruduğunu göstermez.
Filitreli havalandırma kullanın: Evde havadaki alerjenleri süzecek filtreli havalandırana cihazı kullanın. Bu özel cihazlar; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Elektrik süpürgesine dikkat edin: Akarların barınmaması için odasında sık temizlik yapın. Mümkünse evi ve odasını, gözle görünmeyen akarları ve mite’ları temizleyebilecek özel süpürgeler de kullanabilirsiniz. Normal elektrikli süpürgeler, alerjenleri toz torbasında tutamazken, özel filtreleri olan süpürgelerin tutması mümkün.
Çok katlı perde kullanmayın: Bebek odasını dekora ederken mutlaka şirin ve güzel olması için halı ve perde de kullanacaksınız. Ama uzmanlar, içinde toz tutabilecek kat kat kumaşlardan yapılmış perdeleri önermiyorlar. Eğer bunları kullanmak istiyorsanız, sık yıkanabilenlerini seçin.
Halı, halıfleks, duvar kağıdından uzakla durun: Toz tutabilecek ve sık silinmesi zor olan bu eşyaları kullanmamanızda yarar var.
Yatak takımını sık yıkayın: Yatak çarşafını, yastık kılıfını haftada 2 kez değiştirin ve 60 derecede yıkayın. Sıcak su, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.
Pelüş oyuncakları dondurun: Bebeğinize yıkanabilen pelüş oyuncaklar alın. Eğer 60 derecede yıkanmıyorlarsa, buzdolabının dondurucu kısmında 24 saat bekletin. Böylece akarlardan korunmuş kurtulursunuz.
Evcil hayvana dikkat!: Evde hayvan besliyorsanız, dikkat! Çünkü hayvanların tüyleri, salya ve göz sıvılarından oluşan mikroskobik protein parçacıkları tozlarla birleşerek solunum yollarına ulaşıyor. Eğer bebek eğilimliyse, alerjik reaksiyona neden oluyor. Ancak hayvanı evden uzaklaştırmak yerine; bebeğin odasına sokmamak, temas ettirmemek gibi önlemler alabilirsiniz. Ayrıca hayvanınızı, özel geliştirilmiş temizlik ürünleri kullanarak haftada 2 kez yıkamanızda yarar var.
Sigara içmeyin: Ne hamilelik döneminde ne de sonradan evde sigara içmeyin. Aksi durumda pasif içici konumuna geçen bebeğinizin ciğerleri kötü etkileniyor ve alerji oluşma riski yükseliyor. Bu bebeklerin, sigara içilmeyen evlerdeki akranlarına göre alerjiye yakalanma oranı, 2-5 kat artıyor.

Posted in ALTA KAÇIRMA, GENEL
0 yorum
18/12 2014

PROSTAT İLE İLGİLİ 10 TESPİT!

PROSTATLA İLGİLİ 10 TESPİT!

İyi huylu prostat büyümesi konusunda bilinmesi gereken 10 Madde…

1. Öncelikle prostat bir hastalık değil, erkeklerde üreme sistemine ait ve her erkekte bulunan bir organdır.

2. Özellikle iyi huylu prostat büyümesi yaşlanma sürecinin doğal bir sonucudur.

3. İyi huylu prostat  kanser gibi ölümcül bir hastalık değildir ancak tedavi edilmezse böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıklar gerçekleşebilir.

4. İyi huylu büyümüş prostatlarda da kanser ortaya çıkabileceğinden ameliyat olmuş hastaların bile düzenli kontrollerinin yapılması gerekir.

5. Prostat  idrar kesesi çıkışında yerleştiği ve içerisinden idrar kanalı geçtiği için prostat büyümesinin şikayetleri bu yerleşime bağlı olarak idrar ile ilgili şikayetler olacaktır.

6. Acilen tuvalete koşma, idrardan sonra rahatlayamama, zor ve sık idrar yapma, geceleri idrara kalkma en sık görülen şikayetlerdir.

7. Ayrıca yaş ilerledikçe prostatın hacmi artar ve yıllar geçtikçe şikayetlerin artmasının sebebi bundandır.

8. İdrar kaçırma önemli şikayetlerden birisidir hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerekir.

9. İdrar yaparken  yanma ve kanamalar prostat büyümesine bağlı olabileceği gibi, mesane kanserlerinin de habercisi olabilir.

10. En önemlisi de prostat sorunları eş dost tavsiyesi veya internet okuyarak hastanın kendi kendini takip edebileceği bir durum değildir.

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
14/12 2014

Dört Adımda Alerjik Astım Tedavi Önerisi

Dört Adımda Alerjik Astım Tedavisi

Astımın temel nedenin şehir hayatıdır.

Astımlı çocukların sayısı hızla artıyor. Bugünün astımlı çocukları yarının astımlı erişkinleri oluyor. Ergenlikte düzeldiği iddia edilen bu hastalık hayatın ilerleyen evrelerinde, kimi zaman lohusalık döneminde, kimi zaman askerlik’de yeniden kendini gösteriyor.

“Soluduğumuz kirli hava, araçlardan yayılan egzoz gazları astımın en büyük tetikleyicisi”.

Aynı şekilde ev içindeki hava kirliliği de astıma yol açıyor. Hijyene çok daha fazla önem verilen günümüzde kimyasal temizlik malzemeleri çok daha sık kullanılıyor, kullanım alanından kazanmak için açık balkonlar yerine kapalı balkonlar tercih ediliyor, çamaşırların ev içinde kurutulmasıyla çamaşır deterjanında ki kimyasallar buharlaşarak solunan havaya karışıyor. Böyle bir ortamda yaşayan çocuklar bir de genetik olarak alerjiye yatkınsalar astım kaçınılmaz hale geliyor.

“Çocuklar doğduklarında karşılaştıkları ilk yabancı maddeler besinler olduğu için ilk olarak gıda alerjileri kendini gösteriyor”.

Sıklıkla inek sütü ve yumurta alerjisi ile başlayan serüven 3-4 yaşlarında yerini ev tozu alerjisine bırakıyor. Evde veya yuvada vakit geçiren çocuklar yaşıtlarıyla temas sonucu enfeksiyonlara sık yakalanmanın da etkisiyle birbiri ardına bronşit atakları geçirmeye başlıyor ve astım kendisini gösteriyor.

  • Çocuklarınızı olabildiğince temiz bir ortamda yetiştirmek,
  • Çocuklarınızı zararlı besinlerden uzak : Çocuklarınız için, fast food gıdaların yer almadığı, alerjik astımı önlemede en önemli besin kaynakları olan Meyve ve sebzelerin olduğu sağlıklı beslenme düzeni oluşturmak,
  • Astımlı çocuğunuzu alerjik olunan maddeden ve alerji dışı astımı tetikleyebilecek şeylerden uzak tutun, ev tozu akarlarının en çok olduğu halıları kaldırım, yatak ve yastığa akar geçirmeyen özel alerji kılıfları takın, evin hiçbir yerinde sigara içmeyin.
  • Aşı Yaptırın: Çocuğunuzdaki alerjik astımı bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlıdır. Bu nedenle aşı mutlaka yaptırılmalıdır. Bu tedavi sadece doktor kontrolünde olmalı ve yan etkisi bulunmayan dilaltı aşı tedavisi olarak çocuğunuza uygulanabilir.
Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
10/12 2014

Mevsim geçişlerinde bunlara dikkat!

Kış Aylarında Alerjiden Korunma

Aşırı sıcaklar artık bitti, mevsim değişiyor. Mevsimsel alerji sorununuz varsa mevsim değişiklikleri sizin için kabus olabilir. Bu yüzden hem alerjisi olan hem de alerjiye eğilimlilerin özellikle Kış Aylarını karşıladığımız bugünlerde çok dikkatli olması gerekiyor.

Ağırlıklı olarak mevsim geçişlerinde ortaya çıkan polenlerin alerjiye sebep olduğunu söyleyen Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, ev tozu ve polenlere karşı alerjik bünyeliler ile astım hastalarını uyardı: “Mevsimsel alerji, astım ataklarına neden oluyor. Bu sebeple alerjik bünyelilerin ve astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları çok önemli. ‘İyiyim’ diyerek ilaç kullanımını asla kesmemeli.”

TIKANIKLIK, KIZARIKLIK VE KAŞINTI YAPABİLİR

Alerjik reaksiyona yol açan antijen olan alerjenler, solunum yoluyla, ağızdan yutularak (besinler ve ilaçlar şeklinde), deri veya mukozadan temas ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girebilir. Birçok tipi olan alerjik reaksiyonlar vücudun farklı bölümlerinde meydana gelebilir. Tutulan sisteme göre deride ürtiker, gözlerde kızarıklık, burunda kaşıntı, tıkanıklık, akıntı, solunum zorluğu ve öksürüğe sebep olur.

ALERJENLER KABUSUNUZ OLMASIN

Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarını da tutar ve astım ataklarına sebep olur. Ayrıca mevsimsel alerjinin yüzde 30 oranla astıma dönüşmesi alerjide erken tanının önemini ortaya koyuyor. Ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvanların tüyü, hamam böcekleri alerjiyi tetikleyen etkenlerin başında geliyor. Alerjiye karşı en temel önlem için ise alerjen maruziyetinden uzaklaşmak gerekiyor.

Ev tozu akarından korunmak için:

Yatak odasından tüm toz toplayıcı eşyalar uzaklaştırılmalıdır. Halılar kalkmalı, kitap, dekoratif eşyalar, peluş aksesuarlar toplanmalıdır.
Tüm yatak çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada bir en az 60 derece ısıda yıkanmalıdır.
Anti Alerjik Yatak-Yastık nevresim takımları kullanılmalıdır.
Ağır perdeler hafif ve yıkanabilir olanlarla değiştirilmelidir.
Evcil hayvan varsa yatak odasına girmesine izin verilmemelidir.
Evin ortamı nemli olmamalıdır.
Ev ve araba klima filtrelerinin düzenli temizlenmesi sağlanmalıdır.

Alerjik polenden korunmak için:

Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde sabah saatlerinde, açık alanlara çıkmamaya özen gösterilmesi gerekir.
Çimen polenine alerjisi olanlar, bahçe çimlerini biçmemeli veya biçilirken ortamda bulunmamalıdır.
Polenler ile kaplanma riskine karşı giysiler ve çamaşırlar polen mevsiminde açık havada kurutulmamalıdır.
Otomobil alınacağı veya değiştirileceği zaman, polen yakalayıcı hava filtreleri olan modeller tercih edilmelidir. Otomobillerdeki polen filtresinin bakımı ise düzenli olarak yaptırılmalıdır.
Akşamları eve gelince kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır.

Alerjik Besinler
Süt
Yumurta
Soya
Deniz ürünleri
Meyve
Kuruyemiş

Alerjiden Koruyan Besinler
Brokoli
Biber
Yeşil yapraklı sebzeler

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
05/12 2014

Alerjik bebekte cilt bakımı

Kış Aylarından Bebeğinizi Alerjiden Koruyun

Egzamanın en iyi ilacı sudur!

Cilt için en iyi nemlendirici sudur. Bu nedenle alerjik egzaması olan bebek ve çocukların her gün en az bir kere, çok sıcak yaz günlerinde sabah akşam suya girmesi gerekir. Banyo suyu ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalıdır, ideal olan sıcaklık 37 derecedir. Banyoda cildi daha da kurutacak sabun, şampuan vb. temizlik malzemeleri yerine pH dengeli sabunsuz temizlik ürünleri tercih edilmelidir. Ciltte tahrişten kaçınmak için lif veya sabunluk kullanılmamalıdır. Her banyo sonrası katkı maddesi içermeyen doğal bir nemlendiriciyi cilde uygulamak gerekir. Cildi nemlendirmek ve cilt bakımını yapmak alerjik egzama tedavisinin olmazsa olmaz kuralıdır.

Egzamalı bebekler terden uzak durmalıdır!

Ter, cildi tahriş eden bir etkendir. Yaz-kış terleme söz konusu olduğundan hızlı bir banyoyla ter mutlaka ciltten uzaklaş-tırılmalıdır. Benzer şekilde cildi tahriş edici etkilerinden dolayı yünlü ve naylon giysiler yerine bol pamuklu kıyafetler tercih edilmelidir. Bu kıyafetler aynı zamanda cildin hava almasını sağlayacaktır. Bebek odası sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması terlemeyi engelleyerek cildi rahatlatacak önemli önlemlerdendir.

Egzamalı bebeklerde ev tozu alerjisi gelişebilir!

Cilt bütünlüğünün bozulduğu yara yerlerinden ev tozu akarlarının cilde nüfuz etmesi ve alerji geliştirmesi egzamalı bebekler için önemli bir tehlikedir. Ciltten veya hava yoluyla soluyarak ev tozuna maruz kalmak solunum alerjilerini tetikleyen önemli bir durumdur. Bu bağlamda alerjik egzaması olan bebeklerde ileride astım bronşit gelişme riski yüzde 50 gibi yüksek bir oranda görülmektedir. Alerjik egzaması olan bebek veya çocukların yataklarına ev tozu alerji gelişimini önleyebilecek özel alerji kılıfı kullanmak iyi bir korunma yöntemi olacaktır. Beraberinde çocuğun yatak, yastık ve yorgan çarşaflarının haftada bir gün 60 derecede yıkamak ileride alerjik astım riskini azaltacak bir uygulamadır.

Sorumlu gıdadan uzak durmak, her gün cildi nemlendirmek suretiyle alerjik egzamanın istenildiği şekilde kontrol altında tutulama-dığı durumlarda alevlenmeler sırasında doktor önerisiyle kısa süreli (7 günü geçmeyecek şekilde) kortizonlu kremler kullanılabilir. Ancak bunların sık kullanılması birtakım yan etkilere neden olacağından kortizon dışındaki ilaç ve önlemlerle hastalığı kontrol altına almak gerekir.
Kaşıntının önemli bir tahriş etkeni olduğunu söylemiştik. Bazen alınan tüm önlemlere rağmen kaşıntının kesilemediği durumlar söz konusudur. Bu durumlarda kaşıntıyı yok etmek için ağızdan kullanılan alerji şuruplarına başvurulur. Alerji şurubu seçimi yapılırken alerji uzmanının kararı doğrultusunda genellikle sakinleştirici yan etkisi olan alerji şurupları özellikle tercih edilir. Bunun nedeni alerji/stres ilişkisidir. Alerjik egzamada kaşıntıya bağlı stres önemli bir sorundur. Çok küçük bebeklerde bile bu durum huzursuzluk ve uyku bozukluğuna neden olabilir. Stres, alerjik egzamayı alevlendiren bir durumdur. Bu nedenle alevlenme hallerinde stres/kaşıntı/egzama kısırdöngüsünü kırmak için sıklıkla sakinleştirici özellikte alerji şurupları tercih edilir.

Daha uzun dönem alerji şurubu kullanımı tercih edildiğinde (alevlenme dışı) yine alerji uzmanı kontrolünde sakinleştirici özelliği olmayan gruptan bir ilaç seçilmesi tercih edilir.

Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr

0 yorum
01/10 2014

İdrar Kaçırma Nedenleri Nelerdir?

İdrar Kaçırma Sebepleri ve Tedavisi

İDRAR KAÇIRMA,

Günlük işleriniz esnasında, istemsiz ve ani şekilde idrarın, idrar yolundan dışarı akmasına ”idrar kaçırma” denmektedir. İdrar kaçması genellikle idrar yolundan olur. Ancak bazı özel ve istisnai durumlarda kalın bağırsak ya da kadınlarda genital organ yoluyla da olabilir. Bu sorun bazı hastalarda günlük yaşamı ve normal aktiviteleri engelleyecek oranda yüksek olabilir. Gülme, öksürme, hapşırma, egzersiz yapma, yürüme hatta oturma, veya ağır bir eşya kaldırırken idrar kaçırılıyorsa, idrara çıkmaya yetişmeden kaçırma sorunu yaşanıyorsa, bu histen kurtulmak için sık sık idrara çıkma ihtiyacı hissediliyorsa, idrarın tamamen boşaltılamadığı hissediliyorsa bu bir sorundur. Ve uzmana başvurulması gerekir.

Bir uzman yardımıyla idrar kaçırma nedeni ve idrar kaçırma tipi belirlenerek uygun bir tedavi biçimi bulunması gerekir. Yaşam kalitesini düşüren ve iş hayatı, sosyal yaşam ve kişisel alanı etkileyebilen bu sorundan kurtulmak için farklı iyileşme yolları ve çözümler mümkündür. Her iki cinsiyette de görülebilen bu sorun için, idrar kaçırmanın değişik tipleri, nedenleri ve nedene göre değişik tedavileri vardır. İdrar kaçırma çok sık görülen ve tedavisi mümkün bir problemdir. Her cinsiyet ve yaşta görülebildiği gibi bir hastalık da değildir. Birçok farklı tipi ve tedavi şekilleri mevcuttur. Bu sebeple, tedavi yöntemi de idrar kaçırmanın formuna göre değişmektedir.

İdrar kaçırmanın çeşitleri
İdrar kaçırma başlıca 3 ana grupta incelenir

  • Stress inkontinans (İdrar kaçırma): Kas,sinir güçsüzlüğüne bağlı olarak idrar kaçırma
  • Acil İdrar Yapma Gereksinimi: İdrar kesesinin kontrol edilemeyen otomatik kasılmasına bağlı olarak idrar kaçırma
  • Karışık tip: Her iki durumun da varlığıyla idrar kaçırma

Neden idrar kaçırılır?

  • İlerleyen yaş
  • Fazla kilolu olmaz, obezite
  • Kalıtımsal sebepler
  • Kabızlık
  • İdrar enfeksiyonları (kadınlarda sistit, mesane iltihabı)
  • Vajinal enfeksiyonlar
  • İdrar taşları ve tümörleri
  • Zor doğumlar,
  • Menopozla ilişkili hormonal değişiklikler
  • Şua tedavisi
  • Sinirsel hastalıklar ve erkeklerde görülen prostat büyümesi
  • Kadınlarda devamlı idrar kaçırmaya sebep: mesane-vajina arasında ya da böbrekle mesane arasındaki idrar borusu (üreter)
  • vajina arasında oluşacak birleşmeler
  • Kontrolsüz şeker hastalığı
  • Alkolizim
  • Prostat kanseri için yapılan ameliyatlar
  • Adele gevşeten, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, sakinleştirici, depresyona karşı alınan ilaçlar, alerji ilaçları da idrar kaçırmaya sebep olabilir.
  • Beyin fonksiyonlarında yavaşlamaya neden olan hastalıklar (demans, alzheimer, damarsal hastalıklar vb)
  • Yukarıda sayılanları genelde idrar kaçırma sorunu için neden olarak sayabiliriz.

İdrar kaçırma nasıl teşhis edilir?

Bunun için  muayene, günlük idrar takip çizelgesi, kişinin kaçırdığı idrar miktarının tespit edildiği ped testi ve gerekirse ürodinami adı verilen mesanenin nasıl çalıştığını gösteren testlerle bu teşhis konulabilir. Tedavisinde ise egzersiz, ilaç tedavisi ve çeşitli ameliyat yöntemleri uygulanabilir.

Erkeklerde İdrar Kaçırma

Erkekler kadınlara göre bu sorunu daha az yaşamaktadır. Çünkü idrar tutmayı sağlayan kas yapıları fizyolojik olarak daha sağlamdır. Ve bunu bozabilecek doğumlara maruz kalmadıklarından bu sorunu daha az yaşarlar. Bu nedenle idrar kaçırma genel olarak erkeklerde kadınlara oranla daha az görülür. Fakat görülmesi durumunda kadınlardan daha şiddetli yaşanır denilebilir.

Erkelerde İdrar Kaçırmanın En Sık Görülen Nedenleri:

Prostat büyümesine bağlı mesane çıkım tıkanıklığının zamanında tedavi edilmemesine bağlı ortaya çıkan idrar kaçırma durumu ve prostat ameliyatları sonrası görülen idrar kaçırma en sık görülen nedenler arasındadır.

Kadınlarda İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma özellikle menopoz sonrası dönemde ve doğum yapma sayısı fazla kadınlarda görülebilen 30 yaşını geçkin her dört kadından birinde görülebilen ciddi ve yaygın bir sorundur. Doğum yapmamış genç kadınlarda bile zaman zaman görülebilir. Kadınların ömürlerinin uzaması ile sorun daha da büyümektedir.Kadınlarda idrar kaçırma şikayetlerinin en önemli nedeni genetik yapıdır. Bağ dokusu, kalıtımsal olarak zayıf ve sarkmaya eğilimli olan bireylerde, bu problem sıklıkla oluşur.Genital organların sarkması ise çoğunlukla zor ve sık doğumlar, kronik öksürük ve astım hastalığı, ağır yük kaldırma, kronik kabızlık, aşırı şişmanlık gibi etkenlerin varlığında oluşur ve sonuç olarak “İdrar kaçırma” problemi oluşur.

İdrar Kaçırma Tedavisi

Cerrahi olmayan tedavi: Amaç, elde olmayan idrar kaçırmaya katılan faktörlerin iyileştirilmesini sağlamaktır. Bu tedavi yöntemi problemi kötüleştiren faktörlerin mesela, kabızlık, şişmanlık, sigara kullanımı, aşırı sıvı alımının önlenmesi gibi ve çoğalmış karın içi basıncını dengelemek için hastanın pelvis tabanı yeteneğini arttırmaya yönelik kaslar ile kadınlık hormonu durumunun düzeltilmesini amaçlar.

Kegel egzersizleri: Pelvis, tıpta leğen kemikleri arasında kalan bölgedir. Doğum sırasında, bebeğin takip edeceği yol burasıdır. Pelvis bölgesinde çok sayıda kaslar vardır. Bu kasların eğitimi idrar yaparken, bu bölge kaslarının sıkılması ile idrar akımının durdurulması ve bir süre tutulması ile sonra tekrar gevşetilmesi ile olur. Bu işlemi yaparken hangi kasların kasılmasının bu etkiyi sağladığı anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu kas grupları öğrenildikten sonra, gün boyu 200 kere kasılması ve gevşetilmelidir. 5 yavaş, 5 hızlı hareket günde en az 5 kere yapılmalıdır. Hamilelik süresincede en az 3 kez yapılmalıdır ve doğum sonrası da minimum 10 kez yapılmalıdır. Kegel egzersizleri Özellikle doğum sonrası sık olarak görülen öksürmek, aksırmak, gülmek ile idrar kaçırmayı engellemektedir.

İlaçla tedavi :Konunun uzmanı hekimler tarafından karar verilen, mesane gevşetici ilaçların kullanımı buna uygun olan kişilerde fayda sağlamaktadır.

Cerrahi tedavi : Gerçek stress inkontinansın tedavisi, cerrahi yöntemlerle yapılan tedavi biçimidir.. Bu sorunu düzeltmek için günümüzde uygulanan çeşitli ameliyat tipleri mevcuttur.

Caretex Yıkanabilir İdrar Kaçırma Külotları

Kadınlar İçin Yıkanabilir İdrar Kaçırma Külotları Erkekler için Yıkanabilir İdrar Kaçırma Külotları

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
30/09 2014

Kış aylarında alerji den korunma yolları.

Kış Aylarında Bebeğinizi Alerjiden Koruyun

  • Halı yerine yıkanabilir kilim kullanın!
  • Evdeki dağınıklıktan kurtulun!
  • Banyodaki akan muslukları tamir edin!
  • Çöpleri biriktirmeyin, bulaşıkları bekletmeyin!
  • Anti Alerjik – Anti Bakteriyel özel nevresim takımları kullanın!

Bebeğinizi Alerjiden KoruyunKaloriferlerin yakıldığı, halıların serildiği, battaniyelerin ve yünlü giysilerin çıkarıldığı kış aylarında alerji derdi de başlıyor!

Daha rahat nefes almak, aksırıp tıksırmamak, elinizde mendille dolaşmak istemiyorsanız; kış aylarında daha fazla vakit geçirdiğiniz evinizde, kolay ve faydalı önlemler alarak alerji den bebeğinizi koruyabilirsiniz.
Havaların soğumasıyla birlikte kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirmeye başlarız. Birçok insan; kapalı alanların alerji ve astımı tetikleyen toz akarı alerjenleri ile dolu olduğunun farkında bile değildir. Kapalı alanlarda daha çok zaman geçirmek, bu alerjenlere daha çok maruz kalmak anlamına gelir.

Bu yüzden; burun akıntısı, tıkanıklık, boğazda ve burunda kaşıntı, gıdıklanma hissi, hapşırık, gözlerde kızarıklık-batma-sulanma, göğüste hırıltı hışıltı, nefes darlığı gibi şikayetler hassas bireylerde soğuk havalarda artar. Alerji şikayetlerine, kapalı ortamların havasında bulunan partiküller (alerjenler) neden olur. Bu alerjenler; aynı zamanda alerjik astım ve rinit gibi kronik problemlerin alevlenmesine de neden olur. Alerji problemleri yaşayanların; neye karşı hassas olduklarını ve bunlardan korunma yollarını bilmeleri, günlük yaşamlarını büyük ölçüde rahatlatacaktır.

Öncelik Listenizi Yapın

  • Soğuk aylara girerken; hassasiyeti olan bireyler, kendilerine göre bir öncelik listesi yapmalıdırlar. İçinde yaşadıkları ve çalıştıkları ortamları kendi durumlarına göre değiştirmeliler.
  • Bazı öneriler kendileri için pratik olmayabilir; ancak daha rahat bir kış geçirebilmek için girilecek sıkıntıya değer!
  • Soğuk aylara girerken dış ortamdaki en önemli alerjenler; polenler, mantarlar ve küflerin sporlarıdır. Sonbaharda, özellikle yabani otların polenleri, havaya yoğun olarak karışır. Ayrıca yere düşen, yağmurla ıslanan ve çürümeye başlayan yapraklar üzerinde ve bahçe atıklarında mantarlar yoğun bir şekilde ürerler. Bunların sporları havaya çok kolay karışır. O nedenle rüzgarlı havalarda ve sabah erken saatlerde mümkün olduğu kadar dışarıya çıkmamakta fayda var.

Evdeki Dağınıklıktan Kurtulun

Ev tozları kapalı alanlarda yoğun olarak karşılaşılan alerjenlerden birisidir. ‘Mayt’ olarak adlandırılan ve çıplak gözle görülemeyen minik canlılar, ev tozu alerjisine neden olurlar. Dünyanın her yerinde olan ve tüylü kumaşların içinde yaşayan ‘mayt’lar, insan cildinden dökülen kırıntılarla beslenirler. Bu canlıların dışkıları son derece alerjiktir. Mayt sayısını azaltan çamaşır konsantreleri, halı ve koltuk spreylerinden faydalanılabilirsiniz.

Evinizdeki dağınıklıktan kurtulun. Gelişi güzel atılmış kitaplar, araç gereçler aşırı toz toplar.

Halıları Kilimlerle Değiştirin

  • Halılarınızı yıkanabilir kilimlerle değiştirin. Kilimlerinizi sık sık vakumla temizleyin.
  • Anti alerjen yatak, yastık kılıfları kullanarak (Hohenstain Anti Mitesertifikasına sahip olduğundan emin olun, bunları haftada 1 kez minimum 60 derecede yıkayın,
  • Nemli ve rutubetli ortamlarda, mantarlar ve küfler alerji ve astımı tetikleyen önemli faktörlerdir. Mantar ve küflerin sporları, ortam havasına son derece kolay karışır ve son derece alerjik tirler. Banyo, tuvalet, bodrum ve giriş katları gibi ortamlar; mantar ve küf sporlarıyla yoğun bir şekilde kirlenir. Yeterli temizlenmeyen ve bakımı yapılmayan nemlendirme ve soğutma sistemlerinde çok kolay ürerler.

 

Banyodaki Muslukları Tamir Ettirin

Banyo ve tuvalet gibi ortamlarda halı ve tüylü parçalar kullanmaktan kaçının. Nemli, rutubetli ve kötü kokan halılardan kurtulun. Banyo ve tuvaletlerde; özellikle köşeleri, lavabo altlarını 1’e 10 sulandırılarak hazırlanmış çamaşır suyu ile temizleyin. Sızıntı yapan, yüzeyin sürekli ıslak ve nemli olmasına neden olan çamaşır makinesi, lavabolar, su boruları ve muslukları onarın. Havayı temizlemesi ve nemini azaltması için klima kullanabilirsiniz.

Evde beslenen hayvanlar da önemli bir alerji nedenidir. Hayvanların tüyleri, dışkı, idrar, salyaları ve beslenmelerinde kullanılan mamalar alerjiye neden olabilir. Ev hayvanlarınızı yatak odanızdan ve alerjik kişilerin uzun süre vakit geçirdikleri yerlerden uzak tutun. Ev hayvanlarınıza dokunduktan sonra ve besledikten sonra ellerinizi yıkayın.

Bulaşıkları Bekletmeden Yıkayın

Hamam böcekleri ve kemirgenler, günümüzde daha nadir olarak kapalı ortamlarda alerjiye neden olabilen etkenlerdir. Bunlardan kurtulmak için yerlere dökülen yiyecek kırıntıları düzenli olarak temizlenmeli, çöpler çok biriktirilmeden sık sık atılmalı. Bulaşıklar bekletilmeden yıkanmalı ya da bulaşık makinesine kaldırılmalı. Yiyecekler ağzı sıkı kapanan kaplarda korunmalı, buzdolabı ve fırın gibi aletlerin altları düzenli aralarla temizlenmeli. Böceklerin girebilecekleri duvarlardaki ve pencere kenarındaki çatlaklar ile delikler onarılmalı.

0 yorum
19/09 2014

Alzheimer Hastalığında Erken Tanı İçin Bilinç Artmalı

Alzheimer Hastalığında Erken Tanı İçin Bilinç Artmalı

21 Eylül günü tüm dünyada Alzheimer hastalığı ile ilgili farkındalığı arttırmak amacıyla ‘Dünya Alzheimer Günü’ olarak kabul edilmiştir. Alzheimer hastalığı bir beyin hastalığı olup, demansın (bunamanın) en sık görülen nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde dünyada 35,6 milyon kişinin demans tanısı olduğu ve her yıl yeni demans vaka sayısının yaklaşık 7,7 milyon olduğu bildirilmektedir. Her 100 yaşlıdan 2 ile 8′ inde demans tanısı bulunmaktadır. Demans vakalarının yaklaşık olarak % 60-70’i Alzheimer hastalığına bağlı ortaya çıkmaktadır. Alzheimer hastalığının görülme sıklığı 60 yaşından sonra her 5 yılda bir 2 katı artmaktadır. Halen ülkemizde yaklaşık 400.000 hasta vardır. Bu nedenle gelecek yıllarda nüfusun hızla yaşlanmasıyla beraber hem ülkemizde hem de tüm dünyada Alzheimer hastalığının daha yaygın hale geleceği düşünülmektedir. 2050 yılında tüm dünyada Alzheimer hastalığı vaka sayısının 115 milyon olması beklenmektedir ve yeni vakanın da yarıdan fazlasının Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkacağı öngörülmektedir.

Alzheimer hastaları için 'resmi politika' şart

“ÜLKEMİZ YAŞLI NÜFUSUN İHTİYAÇLARINA HAZIR DEĞİL”

Maalesef ülkemiz hızla artmakta olan yaşlı nüfusun ihtiyaçlarına ve Alzheimer hastaları için gerekli bakımın sağlanmasına hazır değildir. Alzheimer hastalığı beyin işlevlerinde belirgin bozulmaya yol açan, ön planda unutkanlığın olduğu ancak zaman içinde belirgin davranış bozuklukları ve fiziksel kısıtlılıkların eşlik ettiği bir hastalıktır. Sinsi seyri nedeniyle ilk belirtilerden olan unutkanlık hem hasta hem de yakınları tarafından yaşlılığın doğal seyri gibi değerlendirilmekte ve bu nedenle de ancak hastalığın ileri evrelerinde demans tanısı konulmaktadır.

ERKEN TANI İÇİN BİLİNÇ ARTMALI Alzheimer hastalığının erken tanınması için farkındalığın artması gerekmektedir. Alzheimer hastalığı, hastayı etkilediği kadar bakım veren kişilere, ailelere ve topluma ciddi psikososyal ve ekonomik yük getirmektedir. Alzheimer hastalığının mali yükü kanserden daha yüksek ve kalp hastalıklarıyla benzer düzeydedir2. Türkiye’de Alzheimer hastasının bakımını çoğunlukla aileden biri üstlenmektedir ve bu kişi %85 sıklıkta eş ya da kız çocuğu olmaktadır. Alzheimer hastalığının ilerleyen dönemlerinde hastalar sürekli bir bakım verenin desteğine ve gözlemine ihtiyaç duymaktadırlar. Bu nedenle bakım veren aile üyesi de ciddi bir zorlanma ve bakıcı tükenmişliği yaşamaktadır. Alzheimer hasta yakınlarında % 40 oranında tükenme ve depresyon mevcuttur.

SOSYAL VE PSİKOLOJİK DESTEK ŞART Alzheimer hasta yakınlarının sosyal ve psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Demansı olan kişilerin özellikle davranış sorunları olduğunda ya da bakımlarının zorlaşmasıyla birlikte bakım evlerine yerleştirilmesi sık rastlanan bir durumdur. Türkiye’de bakım evi yatak sayıları artmakla birlikte henüz ihtiyacı tam karşılayacak düzeye gelmemiştir. Son yıllarda bakım evlerinin fiziksel koşullarında düzenlemeler yapılmaktadır ancak bakıcı personelin sürekliliğinin sağlanması ve personele düzenli eğitim verilmesi, hasta bakımının tam olması açısından gereklidir. Bakım evleri ile ilgili bir diğer öncelikli konu ise hekim desteğidir. Aile hekimliği uygulamasıyla kalıcı kadro ile çalışan ve bu alanda özelleşen pratisyen hekimler yerine aile sağlığı merkezlerinden kısıtlı süre için gelebilen ve sürekli değişen aile hekimleri bakım evlerine tıbbi destek sağlanmaya çalışmaktadırlar. Bu durum ise bakım evlerinde yaşayan yaşlıların yeterli tıbbi tedavi ve takiplerinin yapılmasına engel olmaktadır.

HASTALIK İÇİN RESMİ POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI Toplumda Alzheimer hastalığı yeni vaka sayısının hızla artması beklendiği için gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Alzheimer hastalığıyla ilgili toplumda farkındalık artırılması, hastalığın tanınması ve bakım verenlere destek olunmasını kolaylaştıracak resmi politikalar oluşturulmalıdır. Ülkemizin sağlık politikaları açısından yaşlanma ile ilgili “Yaşlanma Ulusal Eylem Planı” yapılmakla birlikte gelecekte sayısı hızla artacak olan Alzheimer hastalarını öncelikli ele alan politikalar eksiktir. Ülkemizde sağlık ve sosyal politikalarında Alzheimer hastalarının bakımı ve rehabilitasyonu ile bakım verenlere yönelik destek programları mutlaka yer almalıdır. Evde sağlık hizmetleri ve bakım alanında demanslı hasta ve hasta yakınlarının ihtiyaçlarına daha duyarlı olunmalıdır. Hastalığa karşı toplumda farkındalığın artırılması ise hem hastalığın tanı konulma aşamasında hem de tedavisine karşı engelleri azaltacak ve damgalamayı önleyecektir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından öncelikli halk sağlığı sorunu olarak nitelendirilen demans için hem farkındalığın artırılması hem de hasta ve ailelerine bakım ve desteğin artırılmasına çalışılmalıdır.

Kaynak: Hurriyet.com.tr / Sağlık

0 yorum
18/09 2014

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’ne Özel Tüm Ürünlerde %10 İNDİRİM

21 EYLÜL Dünya Alzheimer Günü

21 Eylül 2014 Dünya Alzheimer Günü’ne özel careshop.com.tr’de tüm ürünlerde %10 indirim fırsatı sizi bekliyor.

21 Eylül Pazar akşamına kadar devam edecek indirimden yararlanmak için ürünlerinizi seçtikten sonra “Sepetim” sayfasında promosyon kodu olarak “ALZ2014″ girmeniz yeterli.

Hem hastaların hem de yakınlarının hayatını kolaylaştıracak özel ürünleri cazip fiyatlarla satın alma fırsatını kaçırmayın.

 ALZHEİMER HASTALIĞI EVDE BAKIM İLKELERİ

Alzheimer hastalığı olan birine bakmak kesinlikle kolay değildir, ancak bunu kolaylaştırmak için yapılabilecek bazı şeyler vardır. Bu nedenle sizlere kolaylık oluşturması açısından kısa maddelerden oluşturduğumuz bir rehber hazırladık. Sağlıklı günler dileğiyle…

 BELLEK KAYBIYLA BAŞA ÇIKMAK 

Alzheimer hastalığında ortaya çıkan belirti genellikle bellek kaybıdır ve hastalık ilerledikçe bu sorun giderek kötüleşir. Bu nedenle;
” Sık sık listeler, notlar, takvimler, çalar saatler vs. gibi anımsatıcılar kullanın.
” İşlerinizi ve programınızı belli bir rutinde yapın.
” Bir sözcüğü veya bir ismi anımsayamamanın doğurduğu engellenmişlik duygusunu azaltmak için evdeki eşyanın veya fotoğraftaki insanların üzerine isimlerini yazın.
” Bol bol isimli ve resimli çalışmalar yapın.
” Evden çıkıp gitme riski ortaya çıktığında, hastanın adı, telefon numarası, adresi ve temas kurulacak kişinin ayrıntılarını üzerindeki giysilere dikin veya başka bir yerine iliştirin.
” Hastanın son zamanlarda çekilmiş bir fotoğrafını el altında bulundurun.
” Ona sürekli günü, ayı ve yılı ve o sıradaki hava durumunu anımsatın.

DAHA İYİ İLETİŞİM KURMAK

Doğru sözcükleri ya da uygun yanıtları anımsamayan Alzheimer’li kişi ile iletişim kurmak da giderek zorlaşır. Bu yüzden bakım veren kişi olağandışı davranışlarla başa çıkmak için yeni yollar öğrenmeli ve iletişim yöntemlerini bunlara uyarlamalıdır.
” Basit tarzda iletişim kurun, bir anda bir sürü bilgi vermeyin.
” Hastanın söylediklerini dikkatle dinleyerek iletişime açık olun.
” Sürekli göz teması kurun ve olumlu beden dilini kullanın.
” Güven verici olun ve uygunsa mizaha başvurun.
” Hasta gündelik olayları anımsamıyorsa, geçmişteki anılar üzerinde konuşmayı deneyin.
” Seçim yapılması gerekiyorsa soruyu hastanın evet veya hayır şeklinde yanıtlayabileceği şekilde sorun.
” Hastaya yapacağı şeyi gösterin.
” Hastaya çocuk gibi değil, yetişkin gibi davranın.
” Hastaya karşı yüreklendirici, şefkatli ve sevecen davranın.
” Hiç yanıt gelmese bile iletişim kurmaya devam edin.

ALZHEİMER İLE YAŞAMAK

Alzheimer tanısı konmuş bir kişinin benimseyebileceği en önemli tutum, onun tanıdığı eşyaları korumaktır.
” Evi, içinde dolaşılması güvenli ve kolay bir yer haline getirin , eşya kalabalığından kaçının.
” Evde gereksiz değişiklikler yapmayın.
” Aydınlatmaya son derece önem verin.
” Kaygan yüzeylere, sabit olmayan halı ya da kilimlere veya eşit olmayan basamaklara karşı hastayı koruyun.
” Merdivenler sorun oluşturuyorsa, her basamağa kaymayı önleyici plastikler ve basamakları belli eden fosforlu bantlar yapıştırın.
” Hareketliliği artırmak için evin içinde ve banyoda, yararlı olabilecekleri yerlere tutunacak çubuklar monte edebilirsiniz.
” Temizlik maddeleri, zehirli kimyasal maddeler, keskin aletler, gereçler ve ilaçları ulaşılamayacak yerlerde saklayın.
” Evin her katına yangın alarmı yerleştirin.
” Kişisel eşyaları evin belli bir yerinde tutun.
” Kırılabilir eşyaları ortadan kaldırın.
” Pasaport, sigorta kartı gibi önemli belgeleri ve değerli eşyaları güvenli bir yerde kilitleyin.
” Anahtar gibi gerekli şeylerin yedeklerini güvenli bir yerde saklayın.
” Düzenli olarak gündelik kullanılan ve tehlikeli olmayan eşyalar ortada, ulaşılması kolay yerlerde tutulabilir.
” Eğer hasta sigara içiyorsa, sigara içtikleri zaman yanlarında durun.
” Evden çıkıp gitme arzularını kısıtlamalarına karşı bir önlem olarak hastanın düzenli bir şekilde yapabileceği gündelik egzersiz programı hazırlayın.

GİYİM

Alzehimer’lı kişi için giyinme işlemi gerçekleştirilmesi zor bir hal alabilir. Hasta yalnızca fiziksel yeteneğini kaybetmekle kalmaz, uygun giyinme ve giysilerin hangi sırayla giyileceği kavramını da yitirebilir.
” Boyun açıklığı geniş, önden kapanan ya da kapanması gerekmeyen giysiler seçin.
” Düğme yerine fermuarlı giysiler seçin. (Alzheimer ve Demans Hasta Bakım Tulumları’na Göz Atabilirsiniz)
” Cırt cırtlı / Bantlı ayakkabıları tercih edin.
” Çekmecelerin üzerine, içlerindeki giysilerin isimlerinin veya resimlerinin çizili olduğu etiketler yapıştırın.
” Giysileri giyilme sırasına göre yerleştirin veya hastaya giysileri teker teker verin.
” Alzheimer’lı hastalarda idrar kaçırma sorunuyla karşılaşılabilir. (Ağır ve Orta koruma İnkontinans İdrar Kaçırma Çamaşırları) Bu nedenle özel çarşaflar, külotlar ve pedler kullanabilirsiniz.

BANYO

Banyoyu yıkanmak ve beden temizliği için kullanmak Alzehimer’lı hasta için giderek zorlaşabilir. Bazen artık yıkanma gereksinimi bile duymayabilirler. Bu nedenle bu konuda son derecede hassas olunuz ve onlara yumuşak bir biçimde banyo yapmaları için yardımcı olunuz.
” Hasta günün belirli bir zamanında yıkanmayı tercih edebilir, ya da yıkanmayı dışarı çıkmak veya birilerinin ziyaretine gelmesi için hazırlanmakla ilişkilendiriyor olabilir.
” Hastanızın fiziksel zorlukları varsa banyoda kullanılabilecek bazı yardımcı malzemelerden yararlanınız. ( Tutunma çubukları, yükseltilmiş klozet kapakları, kaymaz duş yaygıları ve tabureler gibi )
” Hastanın banyo içerisinde kilitli kalmasını önlemek için banyonuzun kilidini daha önceden alın.
” Suyun ılık olmasına dikkat edin.

YEMEK PİŞİRME VE YEME

Alzeheimer’lı kişide yemekle ilgili sıra dışı davranışlarda gelişebilir. İştahlarını kaybedebilir veya zaten yemiş olduklarını unutabilirler. Bıçak, çatalı kullanmaları giderek zor hale gelebilir.
” Otomatik kapanma düğmesi olan bir elektrikli su ısıtıcı kullanın.
” Gazla çalışan aletlere bir yalıtım valfi takılabilir.
” Mutfakta ev tipi ufak bir yangın söndürme cihazı bulundurun.
” Bıçak gibi keskin nesneleri kilitli tutun.
” Yiyeceklerin çok sıcak olmamasına dikkat edin.
” Masanın üzerine kaymaz Amerikan Servisler veya plastik bir masa örtüsü serin ve tabak yerine çanak kullanın.
” Hastanız çatal bıçak kullanamıyorsa elle yenilebilecek yemekler hazırlayın.
” Eğer hastanızın iştah problemi varsa günde sık sık küçük öğünler şeklinde atıştırılacak türde yiyecekler hazırlayın.

ETKİNLİKLER

Alzheimer’li kişilerin habersiz evden çıkıp gitmeleri sık görülen ve genellikle tehlikeli bir meseledir. Çıkıp gitmeyi en aza indirmenin bir yolu, Alzheimer’li hastanın gün boyu yeterince meşgul ve aktif olmasını sağlamaktır. Bunun için;
” Alzheimer’li hastanın hangi etkinliklerden keyif aldığını bulun. (Çeşitli hobiler: Bahçe işleri, yürüyüş, müzik vs vs )
” Alzheimer’li hastanın düzenli egzersiz yapmasını sağlayın.
” Uygunsa kitap ve dergi okumasını yüreklendirin.
” Hastayı yüreklendirin ve sonuç ne olursa olsun yaptığı her işi övün.

DAVRANIŞSAL SORUNLAR

Alzheimer hastalığı ilerledikçe, davranış ve iletişimin normal kuralları artık geçersiz olur. Alzheimer’li hastada kişilik değişiklikleri olur ve mantıksal uslamlama yetilerini kaybederler. Davranış değişiklikleri bakım verenler için başa çıkılması en zor belirtiler olabilir, ayrıca duygusal olarak da çok yıpratıcıdır.
” Belirli davranışları neyin tetiklediğini anlamaya çalışın, sonrada bunlardan kaçınmaya veya en azından en aza indirmeye çalışın.
” Ne kadar saldırganca veya utanç verici olursa olsun hiçbir davranışı asla cezalandırmayın veya öfkeli tepkiler vermeyin.
” Şunu asla unutmayın: Anormal davranışlara yol açan hastalıktır, kişinin kendisi değil.
” Öfke, saldırganlık veya hezeyan gibi durumlarda hastaya mantıklı olanı göstermeye çalışın.
” Halüsinasyonlar Alzheimer hastalığında en sık görülen olgudur. Bu konuda anlayışlı olun.
” Alzheimer’li hasta kendisine ait eşyaları saklayabilir veya çöpe atabilir, sonra da bunu unutup başkalarını bunları çalmakla suçlayabilir.
” Gerekirse televizyonu ya da bazı programları izlemelerini kısıtlayabilirsiniz.
” Uygunsuz cinsel davranışlar veya soyunma gibi durumlarda utanmamaya aşırı tepki vermemeye çalışın. (Alzheimer ve Demans Hasta Bakım Tulumları’na Göz Atabilirsiniz) Yumuşak bir şekilde onu bundan caydırmak ve dikkatini başka yere çekmek bu durumu idare etmenin en iyi yollarıdır.
” Alzheimer hastası şaşkın ve unutkan olabilir, ama bu söylediklerinin hayal ürünü olmasını gerektirmez, hiç kimsenin onların unutkanlıklarını suistimal etmesine izin vermeyin.

Posted in ALERJİ, GENEL, HASTA BAKIM
0 yorum
17/09 2014

Bebekler Alerjik Astım gibi hastalıklardan nasıl korunur?

Bebekler alerjiden nasıl korunur?Alerji genetik ve çevre faktörlerinin birbiri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Bu etkileşim anne karnındayken başlar.
Genetik olarak annesinde alerji olan bir çocukta alerjik hastalık görülme oranı %25 iken; hem annede hem babada alerji varsa oran %50’e yükselmektedir. Vücudumuzda bağışıklık sistemi, yabancı maddeyi vücuttan atmak üzere programlanmıştır. Bebek de anneye yabancı bir organizmadır. Annenin vücudunun bebeği yabancı olarak görüp vücuttan atmaması için bağışıklık sistemi yabancı maddeye tolerans geliştirmeyi sağlayan farklı bir yapıya bürünür. Bağışıklık sisteminin mecburen dönüştüğü bu farklı yapı alerjik reaksiyonlardan da sorumlu olan sistemdir. Dolayısıyla; tüm gebeliklerde annenin vücudu alerjiye yatkın bir özellik kazanır.

Bu durumdan dolayı; tüm yeni doğan bebekler alerjiye yatkın bir bağışıklık sistemi ile doğar. Doğduktan hemen sonra çevredeki mikroplarla ve alerji yapıcı maddelerle temas ettikçe bebeğin gerçek bağışıklık sistemi şekillenir. Yapılan çalışmalarda; bu dönemde alerjiye neden olan maddelerle aşırı temas söz konusu olduğunda eğer genetik zemin de varsa, çocukta vücut yapısının kalıcı olarak alerji yönüne saptığı görülmektedir.

Çocukların ilk temas ettiği yabancı madde gıdalardır. Alerjik genetik zemini olan bebeklere mutlaka ilk 4 ay sadece anne sütü verilmelidir. Annenin bu dönemde alerjik maddelerden kaçınmak üzere diyet yapması önerilmez. Ek gıdalar mutlaka 4-6 ay arası çocuğa tanıştırılmalıdır. Her yeni gıda en az 1 hafta arayla ve yavaş yavaş artan miktarlarda verilmelidir. Böylece hem bebeğe bu gıdalara tolerans geliştirmesi için zaman verilmiş olur, hem de alerji gelişip gelişmediği gözlenmiş olur. Alerji genetiği olan bebeklere ek gıda başlama yaşı 6 ayı geçmemelidir. Altı aydan sonra ilk ek gıda ile tanışma alerji gelişimine katkıda bulunuyor.

Bebeklerde alerjik hastalıklar ilk gıdaya karşı geliştirilen alerji sonucu, atopik dermatit (alerjik egzama) şeklinde başlar. Birçok bebekte atopik dermatit sadece yanaklarda hafif kuruma, sertleşme şeklinde belirti verirken; bazı çocuklarda bu kuruma daha yaygın olur ve egzama şekline döner. Bebeklerde egzamaya sıklıkla kaşıntı eşlik eder.

Bebeklerde Alerji Annenin Gözlemi ile Saptanır

Atopik dermatite neden olan alerjilerin başında inek sütü ve yumurta gelmektedir. Bu alerjiler kanda yapılan alerji testleri ile araştırılabilir, ancak bu testler her zaman alerjiyi yakalayamaz. Bebekte alerji olup testlerde çıkmayabilir. Bu nedenle annenin gözlemi çok değerlidir. Eğer bir gıda verildiğinde bebekte döküntüler artıyorsa ve bu durum tekrar tekrar gözleniyorsa; bebeğin o maddeden uzak tutulması gerekir. Anne sütü ile besleniliyorsa annenin de bu gıdadan uzak durması önerilir.

Atopik dermatit ve gıda alerjisi çoğu bebekte zamanla ilk 3 yaş içinde geçer. Ancak bu bebeklerin yaklaşık % 50’sinde ileride alerjik nezle ve alerjik astım gelişir. Solunum yolunu tutan bu alerjilerde sorumlu faktör genellikle gıda olmaz; hava yolu ile alınan maddeler olur. Solunum yolu alerjisi yapan maddelerin başında ev tozu akarları(toz böcekleri) gelir. Ev tozu akarı küçük yaşta gıdadan sonra çocuğun ilk tanıştığı alerjendir. Evde daha çok zaman geçiren bebek yerlerde emeklemeye başladıktan sonra ev tozu ile tanışır. Zamanla bir bardağın dolması ve taşması gibi temas devam ettikçe alerjik duyarlılık gelişir ve hastalık ilk belirtilerini vermeye başlar.
Alerji bir kez geliştikten sonra tedavisi uzun zaman ve emek gerektirir. O yüzden erken dönemde henüz alerji gelişmemişken bu durumun engellenmesi gerekir. Ailesinde veya kendinde alerjik hastalık olan anne babaların evlerinde halı bulundurmaması önerilir. Halı yerine yıkanabilen kilimler tercih edilmelidir. Bebeklerin yatak ve yorganı ve de yastığı sentetik yıkanabilen malzemeden yapılmalı ve anti alerjik yatak kılıfları kullanılmalıdır. Yatak ve yastık kılıfları her hafta 60 derece suda yıkanmalıdır. Riskli gruptaki bebeklerin yataklarına akar geçirmeyen özel alerji kılıfları önerilebilir. Aynı ortam çocuk bakım evi ya da kreş için de sağlanmalıdır.

Sigara alerji ve astımın en önemli tetikleyicisidir. 

Gebelikte pasif veya aktif sigara içiciliği bebekte alerji ve astım gelişmesine neden olmaktadır. Hamilelikten başlayarak bebeğin sigaradan kesinlikle uzak tutulması gerekir. Henüz alerji geliştirmemiş ancak ailesinde alerjik hastalık olan sağlıklı bebeklerin yanında bile kesinlikle sigara içilmemelidir. Atopik dermatiti olan çocuklarda astım riski daha fazla olduğundan bu önlem daha da büyük önem taşır.

Alerjik Genetik Zemini Olan Bebeklerin Ailelerine Öneriler;
1- Alerjik genetik yapıya sahip bebeklerin anneleri gebelik sırasında kesinlikle sigaradan uzak durmalıdır.
2- Doğduktan sonra da bebeğin yaşadığı evde kesinlikle sigara içilmemelidir.
3- Doğumun mümkün olduğunca normal yoldan yapılması planlanmalıdır.
4- Bebeğe en az 6 ay anne sütü verilmelidir
5- Annenin gebelikte veya emzirme sırasında özel bir diyet yapması önerilmez.
6- Ek gıdalar 4-6 arası başlanmalıdır. Ne daha erken ne de daha geç başlanması önerilmez.
7- Ek gıdalar en az 1 hafta arayla ve yavaş yavaş artırılarak verilmelidir.
8- Bebeğin evinde halı yerine kilim kullanılmalıdır.
9- Yatan – yastık – yorgan yıkanabilir sentetik malzemeden yapılmalı ve Anti Alerjik Kılıflar Kullanılmalıdır.
10-Yatak çarşafları haftada bir 60 derecede yıkanmalıdır.

Anti Alerjik Bebek Bakım Ürünleri

0 yorum
16/09 2014

Beyin Alzheimer’ın verdiği zararı telafi edebilir.

 

Beyin Alzheimer'ın verdiği zararı telafi edebilir

Beynin Alzheimer’ın verdiği zararı telafi edebileceği ortaya çıktı.

ABD’deki California Üniversitesi’nden bilim adamlarının araştırması, beynin Alzheimer’ın yol açtığı bazı değişikliklere “direnebildiğini” gösterdi. Bilim adamları, bazı kişilerin, düşünme becerisinin kaybolmamasına yarayan fazladan sinir gücüne sahip olduğunu belirledi.

Sağlıklı olan 71 yetişkinin katıldığı araştırmada bu kişilerden bir dizi fotoğrafı detaylı şekilde hatırlamaları istendi. Bu sırada katılımcıların beyin görüntüleri incelendi. Beyninde amiloid proteini “depoları” bulunan kişilerin testlerde daha başarılı olduğu görüldü.

Katılımcı sayısı az olsa da sonuçlar Alzheimer için yeni tedavi yöntemlerine ışık tutuyor. Araştırmanın sonuçları “Nature Neuroscience” dergisinde yayımlandı.

İlginizi Çekebilecek Alzheimer ve Demans Bakım Tulumları

Kadınlar Caretex Alzheimer ve Demans Hasta Bakım Tulumları Erkekler Caretex Alzheimer ve Demans Hasta Bakım Tulumları

Kaynak: hurriyet.com.tr / Sağlık

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
31/07 2014

Alerjiden uzak tutacak öneriler

Alerjiden Korunma Yolları

Her 10 çocuktan birinin alerjik bünyeli olduğunu biliyor muydunuz? Eğer anne ya da babanın birinde alerjik bir sorun yaşanıyorsa, çocuğun alerjik olma ihtimali yüzde 25’e çıkıyor. Hemen hatırlatalım; normalde genetik yatkınlığı olan bazı kişilerde zararlı olmayan bazı maddelere karşı vücudun aşırı reaksiyon göstermesi olarak açıklanan alerjiden yüzde yüz korunmak mümkün değil ama bazı önlemlerle etkileri hafifletilebiliyor. Alerjik sorunlar yaşa göre de değişebiliyor. Örneğin, ilk aylarda görülen, bebeklik egzaması. 0-2 yaş döneminde ise daha çok besin alerjilerine rastlanıyor. Genellikle süt ya da yumurtaya alerjik reaksiyon gösteriyorlar. Ama 5 yaş sonrasında polenler, ev tozlan listenin başına geçiyor… Bu yaşlarda daha sık, alerjik nezleye rastlanıyor. Doğumdan itibaren çocukluk döneminde hangi önlemleri alabileceğinizi Göğüs Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu’a sorduk. İşte dikkat etmeniz gerekenler…

Egzamadan korumak için
Bebeklik egzaması ya da atopik dermatit ilk 3- ile 5 ay arasında görülen bir ciltte beliren bir alerjik reaksiyon. Kızarma ve çatlama şeklinde önce yüzünde beliriyor sonra kollara ve bacaklara yayılıyor. Kaşıntıya da neden olması bebeği oldukça rahatsız ediyor.
Anti-alerjik ürün kullanın: Birçok maddenin alerjik olması anti-alerjik ürünlerin ortaya çıkmasını sağladı. Artık mağazalarda anti alerjik yatak, yastık, nevresim takımları bulabilirsiniz. Ayrıca bebeğinizin bakımını yapacağınız şampuanından kremine kadar bütün ürünlerin anti-alerjik olmasına dikkat edin.

Cildini nemli tutun: Kum cilt egzamayı tetikler. Bebeğinizi gün içinde en az bir kez, banyodan sonra mutlaka bu bebeklere özel üretilmiş kremlerle nemlendirin.
Pamuklu giysiler giydirin: bebeğin cildinin hava alması önemli. O yüzden nemlendirmeyen, hava almasını sağlayacak yüzde yüz pamuklu giysiler tercih edin.
Hava nemlendirisi kullanın: Bebeğinizin hem solunum yollarını hem de cildindeki nemi koruyacak unsurlardan biri odanın içindeki havanın nemli olmasıdır. Kaloriferli evlerde Oturuyorsanız, havanın nem kaybedeceğini düşünerek, mutlaka nemlendirici makineler bulundurun.

Besin alerjisinden korumak için

Bebeğinizin ilk 2 yılında, besin alerjisi görülebilir.
İnek sütü vermeyin: Çok nadir olsa da anne sütü alerjisi görülebilir ancak inek sütü 0-1 yıl içinde verilirse önemli bir alerjenik tepkiye neden olabiliyor. O yüzden inek sütünü 1 yaşından sonra kullanmalısınız.
Yumurtayı kontrollü verin: Ek gıdaya geçtikten sonra yumurta alerjisi de sık görülen bir durum. O nedenle yumurtaya başlarken öncelikle yumurtanın 1/8’ini yedirmeli, bebeğinizi gözlemeli, eğer kızarıklık, döküntü gibi belirtilere vermiyorsa, arttırarak devam etmelisiniz.
Hazır gıdalardan uzak durun: çikolata, tatlı, içinde katkı maddesi bulunan hazır gıdaların alerjiye neden olacağını aklınızdan çıkarmayın.

Polen alerjisinden korumak için
Polen, baharda çiçeklerin rüzgarla birlikte yayılan tozlarına verilen isim. Eğer çocuğunuzda polen alerjisi varsa şu önlemleri alabilirsiniz:
Sabah erken saatte dışarı çıkmayın: Polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya çalışın. Eğer çıkmak durumundaysanız maske takın. Dışarıda oynatmayın.
Filitreli havalandırma kullanın: Evde yada arabayken, havadaki polenleri süzecek filtreli havalandırma kullanmaya özen gösterin. Bu özel havalandırma cihazları; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Giysilerini başka odada çıkarın: Polenler giysilere yapışır. Giysilerini yattığı odada çıkarmayın.
Sık temizlik yapın: Polenler; yatsak, battaniye gibi örtülere rahatlıkla sinerler. 60 derecedeki yıkama suyu, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.

Toz alerjisinden korumak için
Tozun içinde bulunan ve havaya karışan akarlar, solundukça alerjik reaksiyona yol açarlar. Evinizde alacağınız bir dizi önlem, bu sorunu hafifletmede işinize yarar.
Akara karşı ürünler seçin: Akarlar özellikle nemli ve sıcak ortamlarda ürer. En yoğun bulundukları yerler ise; yatak, yastık, çarşaf ve yorgandır. Bu nedenle bebeğiniz daha doğmadan önce yatağı akarların barınamayacağı bir yer haline getirmenizde yarar var. Bebeğiniz için yeni bir yatak kullanmakla işe başlayın. Ayrıca anti toz akarı yatak ve kılıflar kullanın. Ancak ürünün üstündeki anti alerjik yazısı sizi yanıltmasın. Bu, ürünün anti alerjik olduğunu gösterir, akardan koruduğunu göstermez. Ürünü alırken doktora danışın.
Filitreli havalandırma kullanın: Evde havadaki alerjenleri süzecek filtreli havalandırana cihazı kullanın. Bu özel cihazlar; rahatlıkla bir odanın havasında bulunan hayvan tüyleri, ev tozu akarı, polen, mantar spora, bakteri, sigara dumanı, atık gazlar, hava kirliği gibi alerjen maddeleri yüzde 90 oranında azaltabilir.
Elektrik süpürgesine dikkat edin: Akarların barınmaması için odasında sık temizlik yapın. Mümkünse evi ve odasını, gözle görünmeyen akarları ve mite’ları temizleyebilecek özel süpürgeler de kullanabilirsiniz. Normal elektrikli süpürgeler, alerjenleri toz torbasında tutamazken, özel filtreleri olan süpürgelerin tutması mümkün.
Çok katlı perde kullanmayın: Bebek odasını dekora ederken mutlaka şirin ve güzel olması için halı ve perde de kullanacaksınız. Ama uzmanlar, içinde toz tutabilecek kat kat kumaşlardan yapılmış perdeleri önermiyorlar. Eğer bunları kullanmak istiyorsanız, sık yıkanabilenlerini seçin.
Halı, halıfleks, duvar kağıdından uzakla durun: Toz tutabilecek ve sık silinmesi zor olan bu eşyaları kullanmamanızda yarar var.
Yatak takımını sık yıkayın: Yatak çarşafını, yastık kılıfını haftada 2 kez değiştirin ve 60 derecede yıkayın. Sıcak su, mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler.
Pelüş oyuncakları dondurun: Bebeğinize yıkanabilen pelüş oyuncaklar alın. Eğer 60 derecede yıkanmıyorlarsa, buzdolabının dondurucu kısmında 24 saat bekletin. Böylece akarlardan korunmuş kurtulursunuz.
Evcil hayvana dikkat!: Evde hayvan besliyorsanız, dikkat! Çünkü hayvanların tüyleri, salya ve göz sıvılarından oluşan mikroskobik protein parçacıkları tozlarla birleşerek solunum yollarına ulaşıyor. Eğer bebek eğilimliyse, alerjik reaksiyona neden oluyor. Ancak hayvanı evden uzaklaştırmak yerine; bebeğin odasına sokmamak, temas ettirmemek gibi önlemler alabilirsiniz. Ayrıca hayvanınızı, özel geliştirilmiş temizlik ürünleri kullanarak haftada 2 kez yıkamanızda yarar var.
Sigara içmeyin: Ne hamilelik döneminde ne de sonradan evde sigara içmeyin. Aksi durumda pasif içici konumuna geçen bebeğinizin ciğerleri kötü etkileniyor ve alerji oluşma riski yükseliyor. Bu bebeklerin, sigara içilmeyen evlerdeki akranlarına göre alerjiye yakalanma oranı, 2-5 kat artıyor.

Kaynak: milliyet.com.tr | Seral Çelik

 

Posted in ALERJİ, GENEL
0 yorum
11/07 2014

Havuzdaki klor astımı tetikleyebilir…

Havuzdaki klor astımı tetikleyebilirÇocuk Sağlığı Hastalıkları ve Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, aşırı sıcak havada havuzlarda buharlaşan klorun kimyasal yapısının astım ataklarını tetikleyebildiğini bildirdi.

Tabak, yaptığı yazılı açıklamada, astım hastalığının tekrarlayan bronş daralmasıyla seyreden kronik bir akciğer rahatsızlığı olduğunu belirtti. Astımın, alerjik olabildiği gibi alerji dışı nedenlerden de kaynaklanabildiğine işaret eden Tabak, hem alerjik hem de alerjik olmayan astımda, bronşlarda oluşan hassasiyetin dış etkenlere bağlı geliştiğini aktardı.

ASTIM SICAK HAVADA ARTIYOR

Tabak, sigara dumanı, kimyasal koku, küf, hava kirliliği gibi etkenlerin astım hastalarında öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetlere neden olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

“Bir akciğer hastalığı olan astıma bağlı şikayetler sıcak ve rutubetli havalarda artar. Bu nedenle hastalar için en doğru tatil seçimi deniz tatilleridir. Yüzme, tuzlu su buharı solumak tüm hava yolları için doğal bir ilaçtır. Kış boyu tıkanan ve enfeksiyonlarla mücadele eden hava yolları, doğal tuzlu suyun etkisiyle açılıyor. Bol bol tuzlu suda yüzmek ve tuzlu su buharı solumak tüm hava yollarına ilaç gibi geliyor. Ancak havuz açık alanda bile olsa aşırı sıcak havalarda buharlaşan klorun kimyasal yapısı, astım hastalarının ataklarını tetikleyebiliyor.”

“ASTIMLI ÇOCUKLARIN %90’ININ EV TOZUNA ALERJİSİ VAR”

Tabak, özellikle astım hastası çocukların yüzde 90’ının ev tozuna karşı alerjisi olduğunu belirterek, tatil için konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Astım hastalarının anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyalarını tatil boyunca da kullanmasını tavsiye eden Tabak, alınacak önlemlerin ani gelişecek durumları engelleyeceğini bildirdi.

Kaynak:  Hurriyet.com.tr/ Prof. Dr. Yonca Tabak

0 yorum
10/07 2014

Alerjik Çocuklara Havuz Uyarısı…

Alerjik Çocuklara Havuz Uyarısı…

“Klor duyarlılığı olan çocukların havuzda 45 dakikadan fazla kalmaması, çıktıktan sonra da yüzünü ve gözünü bol suyla yıkaması gerekiyor”

Çocuk alerjisi uzmanı Prof. Dr.  İlknur Bostancı, bayram tatilinde havuzlara akın edecek çocuklardan astımı ya da  bazı uyaranlara karşı alerjisi olanların dikkat etmesi gereken kurallar olduğunu  belirterek, “Klor duyarlılığı olan çocukların havuzda 45 dakikadan fazla  kalmaması, çıktıktan sonra da yüzünü ve gözünü bol suyla yıkaması gerekiyor”  dedi.

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları eğitim ve  Araştırma Hastanesi Çocuk Alerjisi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Bostancı,  AA muhabirine yaptığı açıklamada, ailelerin astımı olan çocuklarına karşı aşırı  koruyucu davrandığını, kışın banyo, yazın ise hareket kısıtlılığı getirdiğini  söyledi.

Hareketsizliğin obeziteye yol açtığını, obezitenin ise astımlı  çocuklar için istenmeyen bir durum olduğunu dile getiren Bostancı, şunları kaydetti: “Akciğer kapasitesini artırdığı için nefes kontrolünü zorlaştıranlar  hariç tüm sporları, özellikle de yüzmeyi öneriyoruz. Çünkü yüzme bütün vücut  kaslarını aynı anda çalıştırıyor. Bununla birlikte astımı ya da alerjisi olan  çocukların doktorlarının uyarılarını dikkate almalarını, ilaçlarını yanlarından  eksik etmemelerini öneriyoruz. Ter ve idrar gibi vücut sıvıları havuzdaki klor  bileşenleriyle birleşince daha zararlı hale geliyor. Bu nedenle havuza, vücuttaki  terin temizlenmesi için duş almadan girilmemesi gerekiyor. Ayrıca idrarla  kirlenmiş olmamasına da dikkat edilmeli. Klor duyarlılığı olan çocukların havuzda  45 dakikadan fazla kalmaması, çıktıktan sonra da yüzünü ve gözünü bol suyla  yıkaması gerekiyor. Bone, sadece havuza özel mayo ve yüzme gözlüğü  kullanmalarında da büyük yarar var.”

Bazı çocuklarda egzersizin tetiklediği astım görülebildiğini ifade  eden Bostancı, bu çocuklarda hareket sırasında, koşarken, oynarken ya da kahkaha  atarken nefes daralması veya hırıltı ortaya çıktığını söyledi.

Özellikle yaşadıkları sıkıntıyı dile getiremeyen ve bu tür işaretler  görülen 5 yaşından küçükler için ailelerin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan  Bostancı, “Aileler bu tür belirtiler yaşayan çocuklarını ‘koşma, hareket etme”  diye uyarır. Oysa bu egzersizin tetiklediği astım olabilir. Bu belirtilere karşı  aileler uyanık olmalıdır” diye konuştu.

“Soğuk ürtikerine dikkat” 

Çok aç ya da tok karnına havuza girilmemesini öneren Prof. Dr.  Bostancı, ailelerin daha önce fark edilemeyebilen “soğuk ürtikeri”ne karşı  dikkatli olmalarını istedi.

Bostancı, vücudun bazen soğuğa aşırı cevap verdiğini, halk arasında  buna “kurdeşen” denildiğini anlatarak, “Vücut birden soğuk suyla temas edince  kızarıklık ve kaşıntıyla ortaya çıkar, aileler bunu önceden fark edemeyebilir. Bu  nedenle aileler çocuklarını iyi izlemeli, böyle bir durum varsa çocukların soğuk  suya birden dalmaları önlenmelidir. Suya önce ayaklar, daha sonra da vücudun  tamamı sokulmalıdır” dedi.

“Sıcak havuzlarda küf olabilir” 

Bazı çocuklarda özellikle sıcak su havuzlarındaki küflere karşı alerji  oluşabildiğini aktaran Bostancı, “Bu küfler gözle görülmeyebilir ancak çocuklarda  hapşırma ve göz kızarmasına yol açabilir. Bu tür küflere karşı da dikkatli  olunmalıdır” uyarısında bulundu.

“Ber yaşından önce güneş yağı kullanılmamalı” 

Güneş çarpması ve alerjisine karşı da önlem alınması gerektiğini  bildiren Bostancı, yüksek faktörlü güneş kremi kullanılmasını önerdi. Bostancı,  “Güneş kremi dışarıya çıkmadan en az yarım saat önce sürülmeli ve 2 saatte bir  tekrarlanmalıdır” bilgisini verdi.

Bir yaşından küçük çocuklar için güneş kreminin uygun olmadığına  işaret eden Bostancı, bu çocukların şapka ve şemsiye gibi önlemlerle güneşten  korunmasının yerinde olacağını söyledi.

Astımlı çocuğa sahip ailelerin, sudan korkmamasını gerektireck durumun  bulunmadığını kaydeden Prof. Dr. Bostancı, “Çocuklarımızı spordan özellikle de  havuzdan uzak tutmayalım. Gerekli önlemleri alarak yüzmelerinde hiçbir sakınca  yoktur” dedi.

Kaynak: Milliyet.com.tr / Prof. Dr.  İlknur Bostancı

Tatiliniz Kabusa Dönmesin diye...  FullCare Premium

 

0 yorum
01/07 2014

Tatiliniz Kabusa Dönüşmesin…

FullCare Premium Anti Alerjik Seyahat SetiYaz mevsimi ile birlikte bütün bir yıl hayali kurulan tatil planları da hayata geçmeye başladı. Ancak astım, alerji gibi rahatsızlıklar tatili kabusa dönüştürebilir.

Tatil yeri seçiminde; otelin denize konumu, yiyecek ve içecek seçenekleri, fiyat alternatifleri gibi etkenler öncelikli olarak değerlendirilirken sağlık ikinci plana atılıyor. Özellikle astım hastaları için bazen odadaki halı, bazen de havuz suyundaki klor ciddi birer tehlikeye dönüşebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Füsun Soysal, sağlıklı bir tatil dönemi için astım hastalarına önerilerde bulundu.

TATİL İÇİN TÜM AYRINTILAR ÖNCEDEN PLANLANMALI

Astım ve alerji hastaları tatile çıkmadan önce tüm riskleri hesaplamalı, kalacak yer ve şartların seçimi konusunda çok dikkatli olmalıdır. Tatilde gidilecek yer, ulaşım şekli, kalınacak otel veya ev seçimleri özenle yapılmalıdır. Gidilecek bölge açısından; hava kirliliği olmayan, polenlerin yoğun olmadığı ve yüksek nem içermeyen yerler seçilmelidir.Araba ile yolculuklarda klima kullanılmalı, uçak yolculuğu yapanlar ise nefes açıcı ilaçlarını yanlarından ayırmamalıdır. Yolculukta araba kullanılacaksa; camları açmak yerine klima kullanılması daha uygundur. Ancak araba klimalarının temizliğinin yapılması ve polen filtresi içermesi önemlidir. Arabaya binmeden yaklaşık 10 dakika önce klima çalıştırılmalı ve sonra arabaya binilmelidir. Ayrıca günün çok sıcak saatlerinde araba ile yolculuk yapmaktan kaçınılmalıdır. Uçak yolculuğu esnasında kabin basıncı ve klimalar alerjik kişiyi olumsuz etkileyebilir.

EV TOZU ALERJİSİ OLANLAR BUNLARA DİKKAT ETMELİ

Otel odasının halı ile kaplı olması, özellikle ev tozu (akar) alerjisi olanlar açısından tehlikelidir. Mümkünse halı ile kaplı olmayan odalar tercih edilmelidir. Ayrıca kalınacak odanın havalandırma sistemi yüksek kalitede olmalıdır.

HAVUZ SUYUNDAKİ KLOR ASTIM TETİKLEYİCİSİ OLABİLİR

Klor, özellikle alerjik astım hastalarında nefes darlığını tetikleyici bir etken olabilir. Ayrıca klor, ciltte ve gözde de yanma, kızarma, kaşıntı gibi alerjik reaksiyonlara da yol açabilir. Önlem olarak havuzdan çıktıktan hemen sonra duş alınması önemlidir.

GÜNEŞ ALERJİSİ OLANLAR 10.00 – 16.00 SAATLERİ ARASINDA ÇIKMAMALI

Güneş alerjisi, yaz tatillerinde karşılaşılabilecek başka bir sorundur. Güneş, ciltte ve gözde reaksiyon yaratabilir. Bu nedenle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamak, güneş gözlüğü ve şapka kullanmak, yüksek koruma faktörlü kremlerle cildi korumak önemlidir. Astım hastaları için önerilen yüzme ve yürüyüş gibi sporların güneşin çok yoğun olduğu saatlerde yapılması uygun değildir.

ŞİKAYETLER AZALDIĞI İÇİN ASTIM VE ALERJİ İLAÇLARI İHMAL EDİLMEMELİ

Astım ve alerji hastalarının birçoğu yaz döneminde şikayetleri hafiflediği için ilaçlarını ihmal edebilir. Ancak kontrolsüz bir alerji ve astım yaz tatillerinde hızla alevlenerek sorun yaratabilir. Rahat bir tatil geçirebilmek için tüm önlemlerin alınması ve gereken ilaçların düzenli kullanılması büyük önem taşımaktadır. Tatil öncesi astım ve alerji hastalarının yapması gereken en önemli hazırlık; düzenli kullanılan ya da acil durumda kullanılacak ilaçların, cilt, burun ve göz alerjileri için kullanılabilecek krem ve damlaların mutlaka önceden hazırlanarak valize yerleştirilmesidir.
Ayrıca Anti Alerjik Yatak Kılıfları da Otelde bulunan çarşafların yerine tercih edilmelidir.

Kaynak: Hurriyet.com.tr

 

0 yorum
10/06 2014

Babalar Günü Yaklaşıyor!

Babalar Gününe Özel Tüm Ürünlerde %10 İndirim Fırsatı.

Babalar Günü 2014 %10 İndirim Careshop

Posted in ALERJİ
0 yorum
11/04 2014

Alerji Mevsiminde Almanız Gereken Önlemler

Alerji Mevsimi

Türkiye’de alerji hastalıklarının görülme sıklığının arttığı bilimsel bir gerçek. Sosyo ekonomik düzeyin ve sanayileşmenin arttığı bölgelerde bu oran her geçen sene daha da yükseliyor. Alerjik hastalıkların belirtileri neden olan etkene (alerjen) göre değişir. İlkbahar ve yaz döneminde bol miktarda havaya karışan polenler, evlerimizde bizimle birlikte yaşayan kedi, köpek, kuş, saksılı çiçek ve rutubetli evlerde sayıları artan küfler, yatak, yorgan ve yastıkların içinde yuvalanan toz akarları, kendi başımıza veya doktorlar tarafından önerilen sıkça kullandığımız ilaçlar (özellikle ağrı kesiciler ve antibiyotikler), temel besin maddelerimiz (yumurta, süt, tavuk eti, fıstık, soya, çilek, kivi, deniz ürünleri), kahvaltılarımızı keyifli hale getiren arılar (bal ve yaban arıları), hijyenimiz ve öz bakımımız için kullandığımız sabun, şampuan, kozmetik ürünler, saat, künye, kolye gibi takılar (özellikle imitasyon olanlar) başlıca alerjen kaynaklarıdır. Sağlıklı bünyeler bu alerjenlere karşı alerjik yanıt oluşturmazken, alerjik hastalığa yatkın olan bünyeler anormal ve aşırı bir cevap vermektedir.

Polen Alerjisi

Gelecek mevsimin bahar ve yaz olması sebebiyle polen ve arı alerjisi olan hastaların bu mevsimlerde risk altında olduğunu unutmamak gerekir.

Polen alerjisi olan hastalar bahar ve yaz döneminde çok sık hapşırık, şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, gözlerde sulanma kaşıntı, kulak ve boğazda kaşıntı gibi belirtiler gösterirler. Bu hastaların 1/3’ünde alerjik astım gelişme riski vardır. Alerjik nezle belirtileri ile birlikte göğüste hırıltı ve sıkışma, öksürük, nefes darlığınız var ve bu yakınmalar gece, sabahın erken saatlerinde veya efor ile artıyorsa alerjik astımınız olabilir.

Polenler Astıma Bile Neden Olabilir

Polen alerjisi olanların ev dışına çıktığında, iş yerinde veya evdeyken kapı pencerelerin açık olması durumunda bu polenler hastanın burnuna, gözüne ve solunum yoluna giderek alerjik nezleye, göz nezlesine ve bazı hastalarda astıma yol açarlar. Polenlerden tamamen kaçınmak mümkün olmasa da bazı tedbirler alınarak polenlere maruziyet azaltılabilir.

Alerjiye Karşı Alabileceğiniz Önlemler

Bu mevsimde alabileceğiniz bazı önlemler kısaca şöyle:

  • Piknik yapmaktan kaçının, çünkü piknik ortamında atmosferdeki polen yoğunluğu artacaktır.
  • Tatillerinizi mümkünse çayır, ormanlık bölgelerden uzak geçirin.
  • Gece yarısından sabaha kadar pencerelerinizi kapalı tutun. Çünkü polenler özellikle güneş doğarken uçuşmaya başlarlar.
  • Mecbur kalmadıkça bahçede veya ev dışında çalışmaktan ve egzersiz yapmaktan kaçının.
  • Polenlerin saçlarınızda kalmasını önlemek için yatmadan önce saçlarınızı yıkayın.
  • Günlük giydiğiniz elbiseleri yatak odasında tutmayın ve farklı bir odada çıkarın.
  • Özellikle polen ve toz akarlarına karşı geliştirilmiş antialerjik yatak, yastık ve yorgan koruyucular kullanın.
  • Otomobil kullanırken aracınızın pencereleri ve havalandırmasını açık tutmayın.
  • Bahar ve yaz ayları özellikle bal arılarının kır ve ormanlık alanlarda yoğun bir şekilde dolaştığı dönemdir. Piknik alanlarında mangal yapılan ortamlarda yaban arıları bulunur. Yaban arıları eti ve su kenarlarını severler. Bu nedenle arı alerjisi olanlar arıların olduğu bölgelerden uzak durmalı ve birtakım tedbirler almalıdır.

İlginizi çekebilir:

Anti Alerijik Yatak, Yastık ve Yorgan Kılıfları

Posted in ALERJİ, HASTA BAKIM
0 yorum
05/02 2014

Toz Akarı Alerjisi ve Korunma Yolları – İnfografik

Genellikle çevremizdeki mikroskobik dünyada neler olup bittiğinden haberimiz olmaz. Oysa alerjik bünyeler için bu mikroskobik dünyada yaşayanlar hayatı adeta bir kâbusa dönüştürebilir. Özellikle söz konusu olan, farkında olmadan yatağımızı paylaştığımız ve sayıları milyonları bulan Toz Akarları ise durum daha da ciddidir.

Peki yatağımızdaki bu görünmez yabancıları biraz daha yakından tanımaya ve onlardan korunma yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

Toz Akarı Alerjisi - İnfografik

0 yorum
09/01 2014

Yetişkinlerde İdrar Kaçırma – Üriner İnkontinans – İnfografik

Careshop olarak yetişkinlerde idrar kaçırma sorununa biraz daha yakından bakmak ve üriner inkontinans konusunda farkındalık oluşmasına katkıda bulunabilmek için bir infografik hazırladık. Eğer siz de idrar kaçırma sorunu yaşıyorsanız, üriner inkontinans ile ilgili temel bilgileri bu infografikte bulabilir, bu sorunla yaşarken hayatınızı kolaylaştırmanın yollarını keşfedebilirsiniz.

Yetişkinlerde İdrar Kaçırma - Üriner İnkontinans - İnfografik

Posted in ALERJİ
0 yorum
24/12 2013

Fullcare ile Toz Maytlarına ve Alerjiye Karşı Tescilli Koruma

Fullcare Anti Alerjik Uyku Ürünleri

Sabahları kalktığınızda gözlerinizde kızarıklık ve kaşıntı, hapşırma, burun akıntısı, burun kaşınması, nefes darlığı gibi şikâyetleriniz oluyorsa büyük ihtimalle sizin de toz maytlarına karşı alerjiniz var demektir.

Biz farkında olmasak da yataklarımız milyonlarca bakteri ve toz maytı ile doludur. Toz maytı alerjisine karşı korunmanın en iyi yollarından biri anti alerjik uyku ürünleri kullanmaktır. Ancak her anti alerjik uyku ürünü sizi toz maytlarından koruyamaz.

Anti alerjik veya anti mite özelliği olduğunu iddia eden bir ürün satın alıyorsanız mutlaka uluslararası geçerliliği olan bir anti mite sertifikasına sahip olup olmadığına bakmalısınız.  Aksi halde işiniz şansa kalmış demektir.

Fullcare Anti alerjik uyku ürünlerinin toz maytlarına karşı etkisi Uluslararası bağımsız Hohenstein Enstitüsü tarafından test edilip onaylanmıştır. Almanya’da Hohenstein enstitüsünde maytlara geçit verip vermediği çeşitli testlere tabi tutuan Fullcare, Türkiye’nin uluslararası anti mite sertifikasına sahip ilk ve tek markasıdır. Dünyada ise bu sertifikaya sahip sadece 4 marka vardır.

Fullcare’in aynı zamanda sıvı geçirmez özellikteki koruyucu yüzeyi, ter, idrar, kan veya herhangi başka bir sıvının yatağa sızmasını önleyerek sağlıklı ve hijyenik bir uyku ortamı oluştururken, hava geçirgenliğine sahip terletmeyen mikro gözenekli dokusu maksimum uyku konforu sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

Satın almak için tıklayın >

0 yorum
05/11 2013

Hasta Altı Pedi Alırken Bunlara Dikkat Edin!

Hasta altı pedleri, mesane zayıflığı veya tıptaki ismiyle “üriner inkontinans” nedeniyle idrar kaçırma sorunu yaşayan yakınlarınızın hayatını kolaylaştırmanın yollarından biridir. Hasta altı pedleri yatak yüzeyine yerleştirilen ve yatağın kuru kalmasını sağlayarak üzerinde yatan kişinin konforunu arttıran emici ve sıvı geçirmez yatak pedleridir. Kaliteli hasta altı pedleri, emici katmanları ve güçlü alt yüzeyleri sayesinde hem sıvıyı içlerinde hapsederler hem de pedin altından yatak yüzeyine sızıntı olmasını engellerler.

Hasta Altı Pedi

Peki hasta altı pedi seçerken öncelikle nelere dikkat etmek gerekir?

 

1. Emicilik Seviyesi Nedir?

Hasta altı pedi seçerken ilk göz önünde bulundurmanız gereken nokta pedin emicilik seviyesidir. Eğer tüm gece boyu sadece birkaç damla idrar kaçırma söz konusu ise yüksek emici bir ped kullanmanıza gerek yoktur. Hafif veya orta emicilikte bir ped ya da yıkanabilir bir hasta altı bezi ihtiyacınızı rahatlıkla karşılayacaktır. Ancak yoğun miktarda bir idrar kaçırma söz konusu ise mutlaka ağır emici özelliğe sahip bir hasta altı pedi kullanmanız gerekecektir. Örneğin 2.8 Lt/m2 emicilik kapasitesine sahip ABSO 5 Katmanlı Yıkanabilir Hasta Altı Pedlerini ağır idrar kaçırma vakalarında güvenle kullanabilirsiniz. ABSO’nun çok katmanlı teknolojisi, sıvının çok hızlı bir şekilde alt katmanlara iletilerek üst katmanın kuru kalmasını sağlar ve böylelikle üzerinde yatan kişi ıslaklık hissetmez.

ABSO 5 Katlı Hasta Altı Pedi

2. Farklı Modelleri Var mı?

ABSO Kanatlı Hasta Altı PediHasta altı pedi seçerken dikkat edeceğiniz ikinci husus hasta altı pedinin modelidir. Bazı hasta altı pedleri, her iki yandan yatağa sabitlenmesini sağlayan kanatlara sahiptir. Pedin her iki yanında bulunan bu kanatları yatağın altına doğru kıvırıp yatak ile baza arasında sıkışmasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle hasta altı pedi yatak üzerinde hasta için ideal olan konumda sabitlenecek ve istem dışı kaymalardan dolayı hastayı rahatsız etmeyecektir. Tüm ABSO Yıkanabilir Hasta Altı Pedlerinin kanatlı modelleri sayesinde özellikle yatakta sıkça hareket eden hastalarınızın konforunu arttırabilirsiniz.

 

3. Nefes Alabilme Özelliğine Sahip mi?

Tüm hasta altı pedlerinin orak yanı emici ve sıvı geçirmez özelliğe sahip olmalarıdır. Oysa bir hasta altı pedinin nefes alabilir özellikte olması en az sıvı geçirmez olması kadar önemlidir. Hastalar bu pedlerin üzerinde uzun süre yattıklarından, nefes alabilme özelliğine sahip olmayan bir ped hastanın terlemesine ve hatta cildinde pişikler oluşmasına neden olacaktır.  ABSO Hasta Altı Pedlerinin mikro gözeneklere sahip nefes alabilir yüzeyleri, vücut ısısıyla oluşan su buharının dışarı atılmasını sağlayarak terlemenin önüne geçer, hastanın konforunu arttırır.

 

4. Yüzeyi Kırışıyor ve Yatık Yaralarına Neden Oluyor mu?

Özellikle tek kullanımlık hasta altı pedleri, ince kağıtsı yapılarından dolayı, hem pedin hastanın altında kolayca kırışmasına hem de nemlenmeyle birlikte ped yüzeyinin topaklanmasına neden olurlar.  Bu kırışıklık ve topaklanmalar hastanın cildinde zamanla sürtünmeye bağlı tahrişe, hasara ve en sonunda da cilt ülseri gibi yatık yaralarına yol açarlar. Tipik yatan hasta rahatsızlıklarının başında gelen yatık yaralarının önüne geçmenin yolu, yüzeyi yumuşak ve gergin, kırışmaya ve topaklanmaya meydan vermeyen yıkanabilir hasta altı pedleri kullanmaktır. ABSO Yıkanabilir Hasta Altı Pedlerinin tamamen birbirine lamine edilmiş katmanları kumaşta kat, kırışıklık ve topaklanma oluşumunu engelleyerek özellikle uzun süreli yatan hastalarda yatık yaraları oluşmasını önler.

 

5. Yeniden Kullanılabiliyor mu, Ekonomik Olarak da Avantajlı mı?

Birçok üründe olduğu gibi hasta altı pedlerinde de çoğu zaman fiyat unsuru ürün seçiminde önem kazanır. Bu noktada ürünün tek bir adedinin fiyatına bakmak yerine, uzun dönemli kullanımda size toplam maliyetini göz önünde bulundurmak daha ekonomik bir tercih yapmanızı sağlayacaktır. Örneğin ağır inkontinans hastanız için sadece daha ucuz diye hafif emici veya tek kullanımlık bir hasta altı pedini tercih ettiğinizde, bu tercihiniz başlangıçta fiyat açısından daha avantajlı gibi görünse de sonrasında pedi sık sık değiştirme ihtiyacınız yüzünden size daha pahalıya mal olacaktır.

Uzun yıllardır yurt dışında yaygın olarak kullanılmakta olan yıkanabilir hasta altı pedleri de hem sağlık ve konfor, hem de maliyet açısından son derece ekonomik bir alternatif oluşturmaktadır. Teknolojinin ulaştığı nokta itibariyle hem emicilik hem de sağlık açısından tek kullanımlık hasta altı pedlerine göre birçok üstünlüğe sahip olan yıkanabilir hasta altı pedleri idrar kaçırma veya mesane zayıflığı yaşayan yakınlarınızın bakımında önemi rol oynayacaktır.

Bir kere kullanıp çöpe atmak yerine, yıkayarak tekrar tekrar defalarca kullanabileceğiniz ABSO Yıkanabilir Hasta Altı Pedleri, yüksek emicilik kapasitesi, nefes alabilme özelliği ve yatık yarası oluşumunu önleyen özel laminasyon tekniği ile tek kullanımlık pedlerle kıyaslandığında çok ekonomiktir.

Özel fiyatı ile satışa sunulmuş olan ABSO’nun İkili Ekonomik Paketi sayesinde bir pedinizi kullanırken diğerini daima temiz bir şekilde hazırda bekletebilirsiniz.

 

Yeniden kullanılabilir hasta altı pedleri ile ilgili daha detaylı bilgi için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz: 

 

Tüm ABSO Hasta Altı Pedleri’ni ve hastalıkta sağlıkta hayatınızı kolaylaştıracak daha birçok ürünü careshop.com.tr’den satın alabilirsiniz.

Satın almak için tıklayın >

 

 

Posted in HASTA BAKIM
0 yorum
28/10 2013

Evde Hasta Bakımında Hem Sizin Hem de Hastanızın Hayatını Kolaylaştıracak 5 Harika Ürün

Yatan Hasta Bakımı

Evde hasta bakımının hem hasta hem de bakımını sağlayan hasta yakınları açısından birçok zorluğu vardır. Özellikle uzun dönemli yatan hastalarda bu zorluklar daha da artar.

Uzun süre yatmaktan kaynaklanan yatak yaraları ve cilt ülserleri hastanın sağlığını tehdit eden unsurların başında gelir. Yine uzun süreli yatan hastalarda sıkça karşılaşılan idrar kaçırma vakaları sonucu yatağın ıslanması hastanın sağlığını ve konforunu olumsuz yönde etkiler.

Bununla birlikte alınacak bazı basit önlemler ve özellikle yatan hasta bakımı için tasarlanmış ürünler hem hastanın hem de bakımını sağlayanların hayatını önemli ölçüde kolaylaştırır.

İşte hem hastanızın hem de bakımını sağlayan yakınlarının hayatını kolaylaştıran, yaşam kalitesini arttıran harika ürünler:

 

ABSO Yıkanabilir Hasta Altı Pedi

ABSO Yıkanabilir Hasta Altı Pedleri özellikle ağır alta kaçırma vakalarında hem ev hem de hastane ve bakımevleri gibi kurumsal kullanımlar için idealdir. ABSO’nun tamamen birbirine lamine edilmiş katmanları kumaşta kat oluşumunu engelleyerek hastanın cildinde yatak yaraları oluşmasını önler. Çok katmanlı teknolojisi, sıvının çok hızlı bir şekilde alt katmanlara iletilerek üst katmanın kuru kalmasını sağlar ve böylelikle üzerinde yatan kişi ıslaklık hissetmez. ABSO Hasta Altı Pedleri hiçbir sıvıyı geçirmez, leke tutmaz ve kötü koku oluşumunu engeller. Yıkanarak tekrar tekrar defalarca kullanılabilme özelliğine sahip ABSO Hasta Altı Pedleri tek kullanımlık pedlerle kıyaslandığında çok ekonomiktir.

Satın almak için tıklayın >

 

Kol, Topuk ve Ayak Koruyucular

Yatağa bağımlı hastaların özellikle ayak ve topuklarında uzun süreli basınç sonucu meydana gelen cilt ülserleri ve hasarlar ilerleyen tedavi alternatiflerine rağmen çok sık görülen bir rahatsızlıktır.

Bu amaçla özel olarak tasarlanan koruyucu ürünler sürtünmeye ve basınca bağlı yatak yaralarının oluşumunu engeller, cilt bütünlüğünün bozulmaya başladığı durumlarda iyileşmeyi hızlandırırlar. Uzun dönemli tedavilerde ağırlığa karşı gelen yükün azaltılmasına yardımcı olarak yara açılmalarını önlerler.

Yatan Hastalar İçin Topuk Koruyucu

Satın almak için tıklayın >

 

Hasta Transfer Ürünleri

Yatan hastaların yatak üzerinde güvenli bir şekilde ve hastaya rahatsızlık vermeden hareket ettirilmesi hem hasta hem de bakımını sağlayanlar açısından ciddi bir zorluk oluşturur.

Abso Slide ve Çarlez Slide yatan hastaların yatak üzerinde kolayca hareket ettirilebilmeleri için özel olarak tasarlanmış ürünlerdir. Çarlez Slide, kaymayı kolaylaştıran özel saten yüzeyi sayesinde Abso Slide ile birlikte kullanıldığında mükemmel bir hasta transfer ürünü haline gelir.

Abso Slide, aynı zamanda idrar kaçırma vakalarında kullanılan yıkanabilir bir hasta altı pedinin tüm özelliklerini taşıyan mükemmel bir hasta transfer ürünüdür. Hasta transferinde maksimum etki ve kolaylığı sağlamak için Çarlez Slide altta Abso Slide üstte olmak üzere saten yüzeyleri üst üste gelecek şekilde kullanılmalıdır.

 Satın almak için tıklayın >

 

Caretex Boxer Yüksek Emici Yıkanabilir Koruyucu Külot

Uzun süreli yatan hastaların veya tekerlekli sandalye kullananların idrar kaçırma sorunlarına yönelik geliştirilen Boxer Yüksek Emici ve Koruyucu külot ağır idrar kaçırma vakaları ve gece alta kaçırma sorunu yaşayan yetişkinler için ideal bir üründür.

Pamuklu kumaştan üretilen Boxer normal bir iç çamaşırı görünümünde ve yumuşaklığındadır. Ağ kısmında yer alan çok katmanlı emici bölgesi sıvı geçirmez ve nefes alabilen PU-Membran ile lamine edilmiş olan Boxer bir seferde 250 ml sıvıyı absorbe edebilir. Anti-bakteriyel ve anti-alerjik koruyucu yüzeyi bakteri ve alerji oluşumunu önler. Yıkanabilir özelliğiyle ekonomiktir, yıkanarak tekrar tekrar kullanılabilir.

Caretex Boxer Yüksek Emici Yıkanabilir Koruyucu Külot

Satın almak için tıklayın >

 

Çarlez Yıkanabilir Hasta Altı Bezi

%100 havlu kumaştan üretilen Çarlez Hasta Altı bezi hafif alta kaçırma sorunu olan kişiler için idealdir. Hiç bir sıvıyı geçirmez, leke tutmaz, kötü koku oluşumunu engeller. Micro gözenekleri sayesinde hava geçirgenliğine sahiptir. Anti-alerjik özelliği, toz akarlarının ve diğer alerjenlerin oluşumuna karşı koruma sağlar. Kanatlı modeli sayesinde ürünü kolayca yatağa sabitleyebilirsiniz.

Çarlez Yıkanabilir Hasta Altı Bezi

 Satın almak için tıklayın >

 

0 yorum
21/09 2012

21 Eylül 2012 Dünya Alzheimer Günü’ne Özel Tüm Ürünlerde %10 İndirim

Dünya Alzheimer Günü’ne Özel Tüm Ürünlerde %10 İndirim!

21 Eylül 2012 Dünya Alzheimer Günü’ne özel careshop.com.tr’de tüm ürünlerde %10 indirim fırsatı sizi bekliyor. 21 Eylül Cuma akşamına kadar devam edecek indirimden yararlanmak için ürünlerinizi seçtikten sonra “Sepetim” sayfasında promosyon kodu olarak “ALZ2012” girmeniz yeterli.

Hem hastaların hem de yakınlarının  hayatını kolaylaştıracak özel ürünleri cazip fiyatlarla satın alma fırsatını kaçırmayın.

Alzheimer Nedir?

Bunama ya da demans olarak bilinen alzheimer, günlük yaşamın her zamanki gibi sürdürülmesini engelleyen, ilerleyici kronik bir beyin hastalığıdır. Alzheimer, ilerleyen süreç içerisinde kişinin farkındalığı bozulmaksızın, bellek, günlük yaşamın gereksinimleriyle başa çıkabilme yeteneği, algı ve devinime ilişkin işlevler, koşullara uygun düşen toplumsal davranışın korunabilmesi ve duygusal tepkilerin kontrolünde bozulma şeklinde sıralanan ve geri dönüşsüz ilerleyici belirtileri olan bir ileri yaş hastalığıdır. Sanayileşmiş toplumlarda en sık görülen demans hastalığıdır. Nüfusun yaşlanmasına paralel olarak giderek artmaktadır.

Alzheimerda bir dizi muhtemel etkenler tartışılmakta ise de, hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Kalıtımın hastalıkta rolü kanıtlanmış olsa da bilim adamları bunun bütün vakalarda söylenemeyeceğini belirtmektedirler.

Dünyada yaklaşık 10 milyon alzheimer hastası vardır ve bu sayının 2025 yılına kadar 25 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir.

Posted in FIRSAT
0 yorum
14/06 2012

Babalar Günü’ne Özel %10 İndirim Fırsatı

Babalar Günü'ne Özel Tüm Ürünlerde %10 İndirim Fırsatı

17 Haziran 2012 Babalar Günü’ne özel careshop.com.tr’de tüm ürünlerde %10 indirim fırsatı sizi bekliyor. 17 Haziran Pazar akşamına kadar devam edecek indirimden yararlanmak için ürünlerinizi seçtikten sonra “Sepetim” sayfasında promosyon kodu olarak “BABAM” girmeniz yeterli.

Babanızı mutlu edecek,  hayatına değer katacak özel ürünleri cazip fiyatlarla satın alma fırsatını kaçırmayın.

Posted in FIRSAT
0 yorum
09/05 2012

Anneler Günü’ne Özel %10 İndirim Fırsatı

Anneler Gününe Özel %10 İndirim

13 Mayıs 2012 Anneler Günü’ne özel careshop.com.tr’de tüm ürünlerde %10 indirim fırsatı sizi bekliyor. 13 Mayıs akşamına kadar devam edecek indirimden yararlanmak için ürünlerinizi seçtikten sonra “Sepetim” sayfasında promosyon kodu olarak “ANNEM” girmeniz yeterli.

Annenizin hayatına değer katacak özel ürünleri cazip fiyatlarla satın alma fırsatını kaçırmayın.

0 yorum
10/04 2012

Pedli annelerin nedeni

Zorlu doğum süreçleri kadınlarda idrar kaçırmaya neden oluyor. Özellikle iri bir bebeğin doğumu sırasında, çevredeki kaslarda belli oranda hasar oluştuğu için idrar tutamama riski çok artıyor.

Günümüzde idrar kaçırma sorunu kadınlarda yoğun olarak görülüyor. İstanbul Haydarpaşa Numune Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nurettin Aka; kadınlarda görülen idrarını tutamama sorunuyla ilgili soruları yanıtladı.

Normal doğum yapan kadınlarda idrar kaçırma olmazsa olmaz bir durum mu?
Her normal doğum yapanda idrar kaçırma gelişecek demek yanlış! Fakat iri bebek ve zorlu doğum süreçleri, çevredeki kaslarda hasara sebep olabildiğinden, bu riski artırmaktadır.

Sezaryenle doğum yapanlarda da bu sorun görülüyor mu?
Bazı çalışmalarda arada farkın olmadığı belirtilmiş. Fakat işin mekaniği ve olayı geliştiren sebepler düşünülürse, normal doğumlardan sonra bu şikayete daha sık rastlanmaktadır.

CİNSEL İLİŞKİNİN ETKİSİ YOK 
Hamilelikte idrar kaçırma normal mi?
32’nci haftadan sonra; büyüyen rahmin mesaneye baskı yapmasına ve gebelikte değişen hormon yapısına bağlı olarak idrar kaçırma şikayetleri görülür. Bu şikayetler, doğumdan sonraki ilk 6 haftada da devam edebilir ama daha sonra düzelir.

Cinsel ilişkinin idrar kaçırmayı artırıcı etkisi var mıdır?
Cinsellik kendi başına idrar kaçırmaya neden olmaz. Fakat birliktelik sırasında idrar kaçıracağını sanan kadın; cinsellikten kaçmaya başlar.

CERRAHİ TEDAVİ GEREKEBİLİR 

Sorunu gidermek için ameliyat şart mı?
Öksürme ve ağır kaldırma gibi karın içi basıncının arttığı durumlarda görülen idrar kaçırma tipinde cerrahi tedavi faydalı sonuç verir.

Ne zaman ilaç tedavisine başlanır?
Özellikle tuvalete yetişemeyip idrarını kaçıranlarda ilaç tedavisi faydalı olabilir.

Kronik sistit hastaları idrarını kaçırmaktan yakınırlar. Bu durum nasıl düzelir?
Sistit ve idrar yolu enfeksiyonları; mesane duvarındaki kasları uyarıp zamansız kasılmalarına neden olurlar. Bu da ‘urge idrar kaçırma’ tipidir. Bu durum ilaçla tedavi edilebilir.

İdrar kaçıranlara neler öneriyorsunuz?
Öncelikle kişinin yaşamına devam etmesini sağlayacak önlemler alınmalıdır. Örneğin; idrarı hapseden iç çamaşırları ve pedler ya da idrarı bir torbaya toplayan sistemler bir an önce kullanılmaya başlanmalı. 

ELEKTRİK TEDAVİSİ KASI KUVVETLENDİRİR

‘Fonksiyonel Elektriksel Uyarı’ tedavisi nedir?
Bu tedavide; verilen düşük dozdaki elektrik akımları, pelvis taban kaslarını kuvvetlendirir ve sinirlerin uyarılmasını düzenler. Genellikle haftada iki kez, 20’şer dakika uygulanır. 10 hafta içinde önemli neticeler alınır.

MENOPOZDA ÖSTROJEN
İdrar kaçırma menopozda arttığına göre; östrojen hormonu alınmasının bir faydası var mıdır? 
Mesaneyi örten zar tabakasının ve bunun altındaki dokunun uyarılarak dolaşımın artırılması ve bu şekilde düz kas yanıtının artırılması amaçlanır. Özellikle menopoz dönemindeki hastalar; lokal östrojen uygulaması tedavisinden fayda görebilirler.

GÜNDE ÜÇ KEZ KEGEL EGZERSİZİ YAPIN
Sporun bir faydası var mıdır?
Spor ile kasları canlı tutmak ve kilo kontrolünü sağlamak daha kolay olur. Biliyorsunuz fazla kilolu olmak, idrar kaçırma riskini artıran faktörlerden biridir. Egzersiz denince; Kegel egzersizlerini unutmamak gerekir.

Kegel egzersizleri nedir?
Kegel egzersizleri; kadınlarda vajina etrafını saran vajinal kasların güçlendirilmesi amacıyla yapılan pelvik kas egzersizlerine verilen isimdir. Temelde pelvik kasların kasılmasına ve gevşetilmesine dayanan bir egzersiz türüdür. “Pelvik kas hangisi?” diye sorarsanız; idrar yaparken, idrarı durdurmaya çalıştığınızda kullandığınız kaslar olarak tarif edilebilir. Pelvik taban kaslarını ilk başlarda üç saniye kasıp, üç saniye serbest bırakarak bu egzersizi yapabilirsiniz. Bu hareketleri günde üç defa 10’ar kez yaparsanız, 6-8 haftada tıbbi faydaya ulaşmaya başlarsınız.

PESSER HALKALARI VE TAMPON KULLANILABİLİR
Tampon yarar sağlar mı?
Menopoz sonrası kadınlarda vajinada kuruluk olabileceği için tampon kullanmak, uygulama açısından zor olabilir. Ama gerekli önlemler alındıktan sonra tampon kullanmak idrar kaçırma soruunda fayda sağlayabilir. Tampon; idrar kesesi boynuna baskı yaparak kişinin mesanesini kontrol etmesine yardımcı olur. Aynı baskı mantığı Pesser halkaları için de geçerlidir. Vajina boşluğuna yerleştirilen Pesser halkalarının kullanımı da kolaydır.

Kaynak: Sabah Gazetesi ( Esra TÜZÜN ) 

Posted in ALERJİ, FIRSAT, HASTA BAKIM
0 yorum
04/04 2012

4-8 Nisan Dünya Alerji Haftasına Özel %10 İndirim

Alerji Haftasına Özel Tüm Anti Alerji Ürünlerinde %10 İndirim

4-8 Nisan 2012 Dünya Alerji Haftasına özel careshop.com.tr’de tüm anti alerji ürünlerinde %10 indirim sizi bekliyor. 8 Nisan akşamına kadar devam edecek indirimden yararlanmak için ürünlerinizi seçtikten sonra “Sepetim” sayfasında promosyon kodu olarak “ALERJİ” girmeniz yeterli.

Özel Sanitized© gümüş korumasıyla alerjiye neden olan bakteri ve toz maytlarına geçit vermeyen anti alerjik uyku ürünlerini cazip fiyatlarla satın alma fırsatını kaçırmayın. careshop.com.tr anti alerji ürünlerine indirimli olarak sahip olmak için tıklayın.

Posted in ALERJİ, HASTA BAKIM
0 yorum
30/03 2012

Ev Tozu Akarları ve Alerjiden Korunma Yolları

Ev Tozu Akarları ve Alerjiden Korunma Yolları

Alerji ve astım doktorları, insanların daha çok toza, toz akarlarına, küf mantarlarına, polenlere, hayvan deri döküntülerine ve tüylerine alerjisi olduğunu bildirmektedirler. Bütün bu alerjenlerin ortak iki yanı vardır:

  • Havayla uçuşan ve gözle görülemeyen mikroskopik maddelerdir.
  • Nefes alma yoluyla alerjik reaksiyonlara sebebiyet verirler.
  • Alerjen maddelerden tamamen kaçınmak ve korunmak mümkün değildir.

Alerjik rahatsızlığı olan hastaların yaptığı en yaygın hata, “Alerjen maddelerden tam anlamıyla korunmak mümkün değilse neden alerjenlerden korunmayı deneyeyim” şeklinde düşünmektir. Fakat, alerji doktorlarına göre hava yoluyla nakledilen alerjenleri solumak kümülatif (birikerek oluşan) bir problemdir. Kendi bağışıklık sisteminizi bir “kova” olarak düşünün. Kovanız alerjenleri içine alır ve dolmaya başlar. Alerjik rahatsızlık belirtileri, kovanız dolana veya taşmaya başlayana kadar ortaya çıkmayacaktır. Dolup taştığında ise kendinizi kötü ve halsiz hisseder ve gündelik yaptığınız bir çok şeyi yapamaz hale gelirsiniz. Alerji doktorlarının bu sorunla başedebilmek için bir cok metodu vardır. Listenin başında ise, kovanın dolmasını ve taşmasını engelleyecek olan “Etkin Çervesel Kontrol-Alerjen Maddelerden Korunma” yer almaktadır. Alerjen maddelerden birine veya bir kaçına birden alerjiniz olabilir. Bu alerjen maddelerden sadece birine karşı korunabilirseniz, sizin bağışıklık sisteminize benzettiğimiz kovanın taşmasını engelleyebilirsiniz.

Yatak Odanızı Alerjenlerden Arındırın

Örneğin, sizin, en yaygın olan alerjenlerden “Ev Tozu Akarı” na karşı alerjiniz olduğunu varsayalım. Toz akarları öncelikli olarak yatak odasının problemidir. Size aşağıda belirteceğimiz önlemleri uygulayarak yatak odanızı neredeyse alerjenlerden tamamen arındırılmış bir mekan haline getirebilirsiniz. Bunları uyguladığınız andan itibaren, yatarken bütün gece gözle görünmeyen alerjenleri solumayacaksınız. Sonuç – gece yatarken aniden sıkışmayı, nefes darlığı çekmeyi, astım krizine girmeyi, sabahları akan bir burunla veya kırmızı gözlerle kalkmayı tamamen ortadan kaldırabilirsiniz. Bunların yanı sıra, alerjenlerden arındırılmış bir odada 8-10 saat bulunmak, sizin bağışıklık sisteminizin kendisini yenilemesine bir şans vererek, sabahları güne “boş bir kova” ile başlayabilirsiniz. Alerjen maddelerden korunmaya ek olarak doktorunuzun size verebileceği diğer tavsiyelerle “kovanız” bir daha hiç taşmayabilir, ve buda güzel olmaz mıydı?

Anti Toz Akarı (Dust Mite)

Eğer ev tozu akarına alerjiniz varsa, çoğu doktora göre anti toz akarı (anti alerjik) yatak kılıfları kullanılması zorunludur. Neden? Çünkü anti toz akarı yatak kılıfları yatağınızda, yastığınızda ve yorganınızda bulunan milyonlarca toz akarına karşı tam anlamıyla bir bariyerdir. Anti toz akarı kılıflar olmazsa, siz uykunuzda hareket ettikçe alerjenler yatağınızdan, yastığınızdan ve yorganınızdan uçuşurlar ve siz nefes alıp verdikçe onlarıda solursunuz. Anti Toz Akarı Kılıflar ile bu zararlı süreç durdurulur. Gözle görünmeyen alerjenler ve ufak maddeler kılıflar vasıtası ile bloke edilir ve gece boyunca artık solunamazlar. Sözde “Hipo-Alerjik – Hypo-Allergenic” yastıklarda da bu kılıflar kullanılmalıdır, “Hipo-Alerjik” ibaresi ürünlerin içinde kullanılmış olan dolgu maddelerinin kendisi alerjik reaksiyona sebebiyet vermez anlamındadır. Ev tozu akarları bu tür ürünlerin içinde rahatlıkla bulunabilir. Diğer taraftan çok amaçlı elektrik süpürgeleri ile yatak, yorgan ve yastıklarınızda bulunan ev tozu akarlarını her gün veya her hafta temizlemenin pratikte mümkün olmadığı unutulmamalıdır.

Çarşafların, battaniyelerin, yatak koruyucularının, vb. yıkanmasıyla çarşaflarda, battaniyelerde, yorganlarda ve yatak koruyuculardaki ev tozu akarlarından kurtulmak kolaydır. Bu ürünleri 7 ila 14 günde bir 60 C’de sıcak su ile yıkayın. Sıcak suda yıkama mikroskopik akarları öldürür ve alerjenleri temizler. Eğer yorganınızı ve battaniyenizi yıkamak pratik değilse, bunları da anti toz akarı (anti alerjik) kılıflar ile kaplayın. Daha fazla korunma için, soğuk suda yıkanması gereken ürünlerde toz akarlarını öldürmek ve alerjenleri temizlemek için akarasid (deterjan katkı maddesi / alerjen temizlik ürünleri) kullanabilirsiniz.

0 yorum
16/03 2012

Yatan Hasta Bakımı ile İlgili Bilmeniz Gerekenler

Yatan Hasta Bakımı

Yatak Yaraları
Yatağa bağımlı hastalarda sürekli yatmaya bağlı olarak, özellikle kilolu (obez) hastalarda yatak yarası daha çabuk oluşur. Bu tür hastalarda 2 saatte bir pozisyon değiştirilmelidir. Yatak çarşaflarının kırışıksız olması gerekir. Ayrıca kilolu hastalarda hareket isteği azalacağı için dengeli beslenmesine ve yeterli sıvı almasına dikkat etmek gereklidir. Hastaların derisine kesinlikle alkol veya kolonya sürülmemeli, bunlarla masaj yapılmamalıdır. Hastanın derisi daima temiz ve kuru tutulmalıdır. Eksersiz yaptırılmalı, böylece yatarken basınç altında kalan bölgelerde yeterli kan akımı sağlanmalıdır. Havalı yataklar da son yıllarda bu amaçla kullanıma girmiş ve yaygınlaşmıştır.

Kas – İskelet Sistemi 
Hareketsizliğe bağlı olarak kuvvetsizlik, sırt ağrıları, kas zayıflığı ve kemik erimesi başlayabilir. Kemiklerde kolayca kırıklar oluşabilir. Kas ve eklemleri içeren düzenli eksersiz programı uygulamak gerekir. Bu program için fizyoterapistlerle görüşüp uygun program alınarak uygulanmalıdır.

Kalp 
Bu hastalarda damarlarda vasodilatasyon (genişleme) olur. Kan karın içi organlarda toplanır, tansiyon düşer. Yorgunluk göz kararması, baş dönmesi gelişir. Emboli (kan pıhtısının hayati organlara giden damarları tıkaması) olasılığı artar. Önlem olarak yatak içinde elastik çorap veya elastik bandaj uygulamak gerekir.

Solunum Sistemi
Yatağa bağımlı hastalarda göğüs kafesi genişler, dolayısıyla solunum derinliği ve kanın oksijenlenmesi azalır. Hastaya balon şişirme, öksürme ve ıslık çalma gibi eksersizler yaptırılmalıdır. Akciğerlerde sekresyon (salgı) ve mukus (balgam) birikimi nedeniyle ciddi enfeksiyonlar oluşabilir (zatürre). Bakım yapan kişi tarafından öksürme ve nefes alıp verme eksersizleri yaptırılmalıdır. Devamlı yatan hastalarda dışkılama alışkanlığı değişebilir. Bakım yapan kişi hastanın dışkısının rengine, kıvamına ve sıklığına dikkat etmelidir. Her sabah verilecek bir bardak ılık su, kuru erik veya kayısı suyu kabızlığı önlemede etkili olacaktır.

Devamı […]

Posted in ENGELLİ YAŞAM, GENEL
0 yorum
16/03 2012

Ordu’da Engelliler İçin Yaşam Merkezi İnşa Ediliyor

Beyin Alzheimer'ın verdiği zararı telafi edebilir

İşte sevindirici bir haber: Ordu’da engelli vatandaşların ve ailelerinin yararlanması amacıyla ‘Engelsiz Yaşam Merkezi’nin inşaatı hızla sürüyor.

Eskipazar köyü mevkiinde Ordu İl Özel İdaresi tarafından 4 Ağustos 2011 tarihinde 2 milyon 370 bin TL bedelle ihale edilen Ordu Engelsiz Yaşam Merkezi’nin inşaatı 27 Ekim 2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin ardından 3 Ekim 2011 tarihinde inşaatına başlandı. Bugün itibariyle fiziki gerçekleşme oranı yüzde 10 seviyesinde olan inşaatın 14 Şubat 2013 tarihinde bitirilmesi hedefleniyor.

Kaynak: Nevşehir Medya Haber

Posted in ALTA KAÇIRMA
0 yorum
Posted in ALTA KAÇIRMA
0 yorum
15/03 2012

Kadınlarda İdrar Tutamama Sorunu

Kadınlarda İdrar Tutamama, İstemsiz Alta Kaçırma SorunuÇoğunlukla belli bir yaştan sonra ortaya çıkan ve istemsiz olarak meydana gelen idrar tutamama, kadınlarda kontrolsüz olarak ortaya çıkan bir sorundur. İdrar tutamama sorunu yaşayan birçok kadın bulunuyor ve hepsi de bu sorunun neden meydana geldiğini çok merak ediyor. İdrar kaçırma genellikle menopoz sonrası ortaya çıkmaktadır.

Kadınlarda oldukça sık ortaya çıkan rahatsızlıklardan birisi olan idrar kaçırma yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir sorundur. Hiç istenmeyen bir zamanda birden bire ortaya çıkan bu sorun sosyal hayatı alt üst etmektedir.

Aksırma, öksürme, gülme yada ıkınma gibi durumlarda karın iç basıncının artmasından dolayı kadınlar idrarlarını kaçırırlar. İdrar geldikten sonra tuvalete yetiştirilemez. İdrarlarını tutamayan kadınlar hijyen sorunu da yaşadıkları için bu durum onları hayli sıkar.

İdrar kaçırma nedenleri nelerdir?

İdrar kaçırma nedenleri arasında;

  • Doğum travmaları,
  • Obezite,
  • Kısa üretraya sahip olma,
  • Kognitif hastalıkların,
  • Fonksiyonel hastalıklar,
  • Yaş ve genetik faktörler bulunur.

Kaynak: http://www.sagliksiteniz.com

Anti-Alerjik Anti-Bakteriyel İnkontinans Alta Kaçırma İç Çamaşırlarına göz atmanızı Tavsiye Ediyoruz.